سُورَةُ الرَّحۡمَٰن
78 Ayet · 6 Tefsir Kaynağı
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ ٱلرَّحۡمَـٰنُ
Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;
عَلَّمَ ٱلۡقُرۡءَانَ
خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ
İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
عَلَّمَهُ ٱلۡبَیَانَ
ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ بِحُسۡبَانࣲ
Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir.
وَٱلنَّجۡمُ وَٱلشَّجَرُ یَسۡجُدَانِ
Bitkiler ve ağaçlar O'nun buyruğuna boyun eğerler.
وَٱلسَّمَاۤءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلۡمِیزَانَ
O, göğü yükseltmiştir; tartıyı koymuştur.
أَلَّا تَطۡغَوۡا۟ فِی ٱلۡمِیزَانِ
Artık tartıda tecavüz etmeyin.
وَأَقِیمُوا۟ ٱلۡوَزۡنَ بِٱلۡقِسۡطِ وَلَا تُخۡسِرُوا۟ ٱلۡمِیزَانَ
Tartmayı doğru yapın, tartıyı eksik tutmayın.
وَٱلۡأَرۡضَ وَضَعَهَا لِلۡأَنَامِ
Allah, yeri yaratıkları için meydana getirmiştir.
فِیهَا فَـٰكِهَةࣱ وَٱلنَّخۡلُ ذَاتُ ٱلۡأَكۡمَامِ
Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.
وَٱلۡحَبُّ ذُو ٱلۡعَصۡفِ وَٱلرَّیۡحَانُ
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Ey insanlar ve cinler! Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن صَلۡصَـٰلࣲ كَٱلۡفَخَّارِ
O, insanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yaratmıştır.
وَخَلَقَ ٱلۡجَاۤنَّ مِن مَّارِجࣲ مِّن نَّارࣲ
Cinleri de yalın bir alevden yaratmıştır.
Öyleyken; Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقَیۡنِ وَرَبُّ ٱلۡمَغۡرِبَیۡنِ
O, iki doğunun Rabbidir, iki batının Rabbidir.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
مَرَجَ ٱلۡبَحۡرَیۡنِ یَلۡتَقِیَانِ
Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir.
بَیۡنَهُمَا بَرۡزَخࣱ لَّا یَبۡغِیَانِ
Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşamazlar.
یَخۡرُجُ مِنۡهُمَا ٱللُّؤۡلُؤُ وَٱلۡمَرۡجَانُ
Bu iki denizden de inci ve mercan çıkar.
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
وَلَهُ ٱلۡجَوَارِ ٱلۡمُنشَـَٔاتُ فِی ٱلۡبَحۡرِ كَٱلۡأَعۡلَـٰمِ
Denizde yürüyen dağlar gibi gemiler O'nundur.
كُلُّ مَنۡ عَلَیۡهَا فَانࣲ
Yeryüzünde bulunan her şey fanidir.
وَیَبۡقَىٰ وَجۡهُ رَبِّكَ ذُو ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ
Ancak, yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bakidir.
یَسۡـَٔلُهُۥ مَن فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ كُلَّ یَوۡمٍ هُوَ فِی شَأۡنࣲ
Göklerde ve yerde olan kimseler her şeyi O'ndan isterler; O her an kainata tasarruf etmektedir.
سَنَفۡرُغُ لَكُمۡ أَیُّهَ ٱلثَّقَلَانِ
Ey insan ve cin toplulukları! Sizin de hesabınızı ele alacağız.
یَـٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ إِنِ ٱسۡتَطَعۡتُمۡ أَن تَنفُذُوا۟ مِنۡ أَقۡطَارِ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ فَٱنفُذُوا۟ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلۡطَـٰنࣲ
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki!
یُرۡسَلُ عَلَیۡكُمَا شُوَاظࣱ مِّن نَّارࣲ وَنُحَاسࣱ فَلَا تَنتَصِرَانِ
Ey insanlar ve cinler! Üzerinize dumansız bir alev ve ateşsiz bir duman gönderilir de kurtulamazsınız.
فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَاۤءُ فَكَانَتۡ وَرۡدَةࣰ كَٱلدِّهَانِ
Gök yarılıp da, gül gibi kızardığı, yağ gibi eridiği zaman haliniz nice olur?
فَیَوۡمَىِٕذࣲ لَّا یُسۡـَٔلُ عَن ذَنۢبِهِۦۤ إِنسࣱ وَلَا جَاۤنࣱّ
O gün ne insana ve ne cine suçu sorulur.
یُعۡرَفُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ بِسِیمَـٰهُمۡ فَیُؤۡخَذُ بِٱلنَّوَ ٰصِی وَٱلۡأَقۡدَامِ
Suçlular simalarından tanınırlar da, alın saçlarından ve ayaklarından yakalanırlar.
هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِی یُكَذِّبُ بِهَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ
İşte suçluların yalanladıkları cehennem budur.
یَطُوفُونَ بَیۡنَهَا وَبَیۡنَ حَمِیمٍ ءَانࣲ
Onlar, cehennem ateşiyle kaynar su arasında dolaşır dururlar.
وَلِمَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ
Rabbine karşı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır.
ذَوَاتَاۤ أَفۡنَانࣲ
Bu iki cennet türlü ağaçlarla doludur.
فِیهِمَا عَیۡنَانِ تَجۡرِیَانِ
Bu cennetlerden akan iki kaynak vardır.
فِیهِمَا مِن كُلِّ فَـٰكِهَةࣲ زَوۡجَانِ
Bu cennetlerde türlü meyveden çift çift vardır.
مُتَّكِـِٔینَ عَلَىٰ فُرُشِۭ بَطَاۤىِٕنُهَا مِنۡ إِسۡتَبۡرَقࣲۚ وَجَنَى ٱلۡجَنَّتَیۡنِ دَانࣲ
Orada, örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar; iki cennetin meyvelerini de kolayca toplarlar.
فِیهِنَّ قَـٰصِرَ ٰتُ ٱلطَّرۡفِ لَمۡ یَطۡمِثۡهُنَّ إِنسࣱ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَاۤنࣱّ
Orada, bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, daha önce ne insan ve ne de cinlerin dokunmuş olduğu eşler vardır.
كَأَنَّهُنَّ ٱلۡیَاقُوتُ وَٱلۡمَرۡجَانُ
Onlar yakut ve mercan gibidirler.
هَلۡ جَزَاۤءُ ٱلۡإِحۡسَـٰنِ إِلَّا ٱلۡإِحۡسَـٰنُ
İyiliğin karşılığı ancak iyilik değil midir?
وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ
Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.
مُدۡهَاۤمَّتَانِ
Renkleri koyu yeşildir.
فِیهِمَا عَیۡنَانِ نَضَّاخَتَانِ
İkisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır.
فِیهِمَا فَـٰكِهَةࣱ وَنَخۡلࣱ وَرُمَّانࣱ
İkisinde de türlü türlü meyveler, hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.
فِیهِنَّ خَیۡرَ ٰتٌ حِسَانࣱ
Oralarda iyi huylu güzel kadınlar vardır.
حُورࣱ مَّقۡصُورَ ٰتࣱ فِی ٱلۡخِیَامِ
Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır.
لَمۡ یَطۡمِثۡهُنَّ إِنسࣱ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَاۤنࣱّ
Onlara daha önce insan da, cin de dokunmamıştır.
مُتَّكِـِٔینَ عَلَىٰ رَفۡرَفٍ خُضۡرࣲ وَعَبۡقَرِیٍّ حِسَانࣲ
Cennetlikler orada yeşil yastıklara ve harikulade işlemeli döşeklere yaslanırlar.
تَبَـٰرَكَ ٱسۡمُ رَبِّكَ ذِی ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ
Büyük ve pek cömert olan Rabbinin adı ne yücedir!