HakkımızdaGizlilikİletişim
Allah ve Kur'anİslama dair her şey...
Ana SayfaHaberler
Sureler ve MeallerKuran Öğren (Okunuş)Elif Ba AlfabesiAçıklamalı TefsirKuran Mealleri
Siyer-i Nebi (Hayatı)Hadis KütüphanesiMezhepler İlmihaliİslami Soru CevapRisale-i Nur Külliyatı
İbadetler AnsiklopedisiNamaz Nasıl Kılınır?Namaz VakitleriGünlük DualarZekat HesaplamaDini Günler Takvimi
Kız Bebek İsimleriErkek Bebek İsimleriDini Rüya TabirleriDini Bilgiler (Blog)İslami Tatil & Oteller
Çocuklara Özel İslamiyet
Mealler/Elmalılı Hamdi Yazır/İsrâ Suresi
17

İsrâ Suresi

سُورَةُ الإِسۡرَاءِ • 111 Ayet • Mekkî • Elmalılı Hamdi Yazır Meali

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla

1İsrâ Suresi, 1. Ayet

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِیۤ أَسۡرَىٰ بِعَبۡدِهِۦ لَیۡلࣰا مِّنَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ إِلَى ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡأَقۡصَا ٱلَّذِی بَـٰرَكۡنَا حَوۡلَهُۥ لِنُرِیَهُۥ مِنۡ ءَایَـٰتِنَاۤۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِیعُ ٱلۡبَصِیرُ

Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescidi Haram'dan kendisine bazı ayetlerimizi gostermek icin, etrafını mubarek kıldıgımız Mescidi Aksa'ya goturen Allah, her turlu noksan sıfatlardan munezzehtir. Suphesiz ki her seyi hakkıyla isiten, hakkıyla goren O'dur

2İsrâ Suresi, 2. Ayet

وَءَاتَیۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَـٰبَ وَجَعَلۡنَـٰهُ هُدࣰى لِّبَنِیۤ إِسۡرَ ٰ⁠ۤءِیلَ أَلَّا تَتَّخِذُوا۟ مِن دُونِی وَكِیلࣰا

Musa'ya da kitap verdik ve beni bırakıp baskasını vekil edinmeyiniz diye onu Israil ogulları icin bir hidayet rehberi kıldık

3İsrâ Suresi, 3. Ayet

ذُرِّیَّةَ مَنۡ حَمَلۡنَا مَعَ نُوحٍۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَبۡدࣰا شَكُورࣰا

Ey Nuh'la beraber gemiye tasıyarak kurtardıgımız kimselerin soyundan olanlar! Dogrusu o cok sukredici bir kuldu

4İsrâ Suresi, 4. Ayet

وَقَضَیۡنَاۤ إِلَىٰ بَنِیۤ إِسۡرَ ٰ⁠ۤءِیلَ فِی ٱلۡكِتَـٰبِ لَتُفۡسِدُنَّ فِی ٱلۡأَرۡضِ مَرَّتَیۡنِ وَلَتَعۡلُنَّ عُلُوࣰّا كَبِیرࣰا

Biz Israilogulları'na Tevrat'ta su hukmu verdik: "Muhakkak siz, yeryuzunde iki defa fesat cıkaracaksınız ve muhakkak buyuk bir yukselisle yukseleceksiniz

5İsrâ Suresi, 5. Ayet

فَإِذَا جَاۤءَ وَعۡدُ أُولَىٰهُمَا بَعَثۡنَا عَلَیۡكُمۡ عِبَادࣰا لَّنَاۤ أُو۟لِی بَأۡسࣲ شَدِیدࣲ فَجَاسُوا۟ خِلَـٰلَ ٱلدِّیَارِۚ وَكَانَ وَعۡدࣰا مَّفۡعُولࣰا

Birincisinin zamanı gelince, uzerinize guclu kuvvetli kullarımızı gonderdik. Onlar, evlerin aralarına girip arastırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi

6İsrâ Suresi, 6. Ayet

ثُمَّ رَدَدۡنَا لَكُمُ ٱلۡكَرَّةَ عَلَیۡهِمۡ وَأَمۡدَدۡنَـٰكُم بِأَمۡوَ ٰ⁠لࣲ وَبَنِینَ وَجَعَلۡنَـٰكُمۡ أَكۡثَرَ نَفِیرًا

Sonra sizi tekrar o istilacılar uzerine galip kıldık ve size mallarla ve ogullarla yardım ettik. Ve toplum olarak sizin sayınızı artırdık

7İsrâ Suresi, 7. Ayet

إِنۡ أَحۡسَنتُمۡ أَحۡسَنتُمۡ لِأَنفُسِكُمۡۖ وَإِنۡ أَسَأۡتُمۡ فَلَهَاۚ فَإِذَا جَاۤءَ وَعۡدُ ٱلۡـَٔاخِرَةِ لِیَسُـࣳۤـُٔوا۟ وُجُوهَكُمۡ وَلِیَدۡخُلُوا۟ ٱلۡمَسۡجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةࣲ وَلِیُتَبِّرُوا۟ مَا عَلَوۡا۟ تَتۡبِیرًا

Eger iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmis olursunuz ve eger kotuluk ederseniz yine kendinizedir. Artık diger fesadınızın zamanı gelince, yuzlerinizi uzuntuye sokmaları, kotuluk yapmaları ve ilk kez girdikleri gibi yine Beyti Makdis'e girmeleri, ele gecirdikleri yerleri mahvetmeleri icin onları tekrar gonderecegiz

8İsrâ Suresi, 8. Ayet

عَسَىٰ رَبُّكُمۡ أَن یَرۡحَمَكُمۡۚ وَإِنۡ عُدتُّمۡ عُدۡنَاۚ وَجَعَلۡنَا جَهَنَّمَ لِلۡكَـٰفِرِینَ حَصِیرًا

Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Ama siz tekrar donerseniz biz de doneriz. Cehennemi, kafirler icin kusatıcı bir zindan yaptık

9İsrâ Suresi, 9. Ayet

إِنَّ هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ یَهۡدِی لِلَّتِی هِیَ أَقۡوَمُ وَیُبَشِّرُ ٱلۡمُؤۡمِنِینَ ٱلَّذِینَ یَعۡمَلُونَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ أَنَّ لَهُمۡ أَجۡرࣰا كَبِیرࣰا

Suphesiz ki bu Kur'an, insanları en dogru ve en saglam yola iletir ve salih amel isleyen muminlere buyuk bir ecir oldugunu mujdeler

10İsrâ Suresi, 10. Ayet

وَأَنَّ ٱلَّذِینَ لَا یُؤۡمِنُونَ بِٱلۡـَٔاخِرَةِ أَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابًا أَلِیمࣰا

Ahirete inanmayanlara da can yakıcı bir azab hazırlamısızdır

11İsrâ Suresi, 11. Ayet

وَیَدۡعُ ٱلۡإِنسَـٰنُ بِٱلشَّرِّ دُعَاۤءَهُۥ بِٱلۡخَیۡرِۖ وَكَانَ ٱلۡإِنسَـٰنُ عَجُولࣰا

Insan, hayrın gelmesine dua ettigi gibi kotulugun gelmesine de dua eder. Insan pek acelecidir

12İsrâ Suresi, 12. Ayet

وَجَعَلۡنَا ٱلَّیۡلَ وَٱلنَّهَارَ ءَایَتَیۡنِۖ فَمَحَوۡنَاۤ ءَایَةَ ٱلَّیۡلِ وَجَعَلۡنَاۤ ءَایَةَ ٱلنَّهَارِ مُبۡصِرَةࣰ لِّتَبۡتَغُوا۟ فَضۡلࣰا مِّن رَّبِّكُمۡ وَلِتَعۡلَمُوا۟ عَدَدَ ٱلسِّنِینَ وَٱلۡحِسَابَۚ وَكُلَّ شَیۡءࣲ فَصَّلۡنَـٰهُ تَفۡصِیلࣰا

Biz geceyi ve gunduzu varlıgımıza delalet eden birer delil kıldık. Sonra Rabbinizden bir lutuf aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz icin gecenin karanlıgını silip (yerine) esyayı aydınlatan gunduzun aydınlıgını getirdik. Iste biz her seyi uzun uzadıya anlattık

13İsrâ Suresi, 13. Ayet

وَكُلَّ إِنسَـٰنٍ أَلۡزَمۡنَـٰهُ طَـٰۤىِٕرَهُۥ فِی عُنُقِهِۦۖ وَنُخۡرِجُ لَهُۥ یَوۡمَ ٱلۡقِیَـٰمَةِ كِتَـٰبࣰا یَلۡقَىٰهُ مَنشُورًا

Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet gunu acılmıs bulacagı kitabı onune cıkarırız

14İsrâ Suresi, 14. Ayet

ٱقۡرَأۡ كِتَـٰبَكَ كَفَىٰ بِنَفۡسِكَ ٱلۡیَوۡمَ عَلَیۡكَ حَسِیبࣰا

Kitabını oku! Bugun hesap gorucu olarak sana nefsin yeter!" deriz

15İsrâ Suresi, 15. Ayet

مَّنِ ٱهۡتَدَىٰ فَإِنَّمَا یَهۡتَدِی لِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا یَضِلُّ عَلَیۡهَاۚ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰۗ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِینَ حَتَّىٰ نَبۡعَثَ رَسُولࣰا

Kim dogru yola gelirse sırf kendi iyiligi icin gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hicbir gunahkar baskasının gunah yukunu cekmez. Biz bir Peygamber gondermedikce, hic kimseye azab edecek degiliz

16İsrâ Suresi, 16. Ayet

وَإِذَاۤ أَرَدۡنَاۤ أَن نُّهۡلِكَ قَرۡیَةً أَمَرۡنَا مُتۡرَفِیهَا فَفَسَقُوا۟ فِیهَا فَحَقَّ عَلَیۡهَا ٱلۡقَوۡلُ فَدَمَّرۡنَـٰهَا تَدۡمِیرࣰا

Biz bir ulkeyi yok etmek istedigimiz zaman, sımarık varlıklılarına emrederiz, onlar itaat etmeyip orada kotuluk islerler. Boylece, o ulke helaka mustahak olur, biz de onu yerle bir ederiz

17İsrâ Suresi, 17. Ayet

وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِنَ ٱلۡقُرُونِ مِنۢ بَعۡدِ نُوحࣲۗ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِیرَۢا بَصِیرࣰا

Hem Nuh'tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarının gunahlarını bilmek ve gormekte Rabbin yeter

18İsrâ Suresi, 18. Ayet

مَّن كَانَ یُرِیدُ ٱلۡعَاجِلَةَ عَجَّلۡنَا لَهُۥ فِیهَا مَا نَشَاۤءُ لِمَن نُّرِیدُ ثُمَّ جَعَلۡنَا لَهُۥ جَهَنَّمَ یَصۡلَىٰهَا مَذۡمُومࣰا مَّدۡحُورࣰا

Her kim pesin isterse, dunyada ona, istedigimiz kimseye, diledigimiz kadarını pesin veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmıs ve (rahmetimizden) kovulmus olarak oraya girer

19İsrâ Suresi, 19. Ayet

وَمَنۡ أَرَادَ ٱلۡـَٔاخِرَةَ وَسَعَىٰ لَهَا سَعۡیَهَا وَهُوَ مُؤۡمِنࣱ فَأُو۟لَـٰۤىِٕكَ كَانَ سَعۡیُهُم مَّشۡكُورࣰا

Kim de ahireti isterse ve mumin olarak kendine yarasır bir caba ile onun icin calısırsa, oylelerinin calısmalarının karsılıgı verilir

20İsrâ Suresi, 20. Ayet

كُلࣰّا نُّمِدُّ هَـٰۤؤُلَاۤءِ وَهَـٰۤؤُلَاۤءِ مِنۡ عَطَاۤءِ رَبِّكَۚ وَمَا كَانَ عَطَاۤءُ رَبِّكَ مَحۡظُورًا

Hepsine; (dunyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmıs degildir

21İsrâ Suresi, 21. Ayet

ٱنظُرۡ كَیۡفَ فَضَّلۡنَا بَعۡضَهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲۚ وَلَلۡـَٔاخِرَةُ أَكۡبَرُ دَرَجَـٰتࣲ وَأَكۡبَرُ تَفۡضِیلࣰا

Bak! Onların bir kısmını digerine nasıl ustun kıldık! Elbette ahiret, hem dereceler bakımından daha buyuktur, hem de ustunluk bakımından daha buyuktur

22İsrâ Suresi, 22. Ayet

لَّا تَجۡعَلۡ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ فَتَقۡعُدَ مَذۡمُومࣰا مَّخۡذُولࣰا

Allah ile birlikte baska bir ilah edinme! Yoksa kınanmıs ve yalnız basına bırakılmıs olarak oturup kalırsın

23İsrâ Suresi, 23. Ayet

۞ وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعۡبُدُوۤا۟ إِلَّاۤ إِیَّاهُ وَبِٱلۡوَ ٰ⁠لِدَیۡنِ إِحۡسَـٰنًاۚ إِمَّا یَبۡلُغَنَّ عِندَكَ ٱلۡكِبَرَ أَحَدُهُمَاۤ أَوۡ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَاۤ أُفࣲّ وَلَا تَنۡهَرۡهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوۡلࣰا كَرِیمࣰا

Rabbin kesin olarak sunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaslanırsa, sakın onlara "of" bile deme ve onları azarlama. Ikisine de tatlı ve guzel soz soyle

24İsrâ Suresi, 24. Ayet

وَٱخۡفِضۡ لَهُمَا جَنَاحَ ٱلذُّلِّ مِنَ ٱلرَّحۡمَةِ وَقُل رَّبِّ ٱرۡحَمۡهُمَا كَمَا رَبَّیَانِی صَغِیرࣰا

Ikisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve soyle de: "Ey Rabbim! Onların beni kucukten terbiye edip yetistirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et

25İsrâ Suresi, 25. Ayet

رَّبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِمَا فِی نُفُوسِكُمۡۚ إِن تَكُونُوا۟ صَـٰلِحِینَ فَإِنَّهُۥ كَانَ لِلۡأَوَّ ٰ⁠بِینَ غَفُورࣰا

Rabbiniz icinizden gecenleri cok iyi bilir. Eger iyi kimseler olursanız elbette Allah cok tevbe edenleri bagıslayıcıdır

26İsrâ Suresi, 26. Ayet

وَءَاتِ ذَا ٱلۡقُرۡبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلۡمِسۡكِینَ وَٱبۡنَ ٱلسَّبِیلِ وَلَا تُبَذِّرۡ تَبۡذِیرًا

Akrabaya, yoksula ve yolda kalmısa hakkını ver. Bununla beraber malını sacıp savurma

27İsrâ Suresi, 27. Ayet

إِنَّ ٱلۡمُبَذِّرِینَ كَانُوۤا۟ إِخۡوَ ٰ⁠نَ ٱلشَّیَـٰطِینِۖ وَكَانَ ٱلشَّیۡطَـٰنُ لِرَبِّهِۦ كَفُورࣰا

Cunku (malını) sacıp savuranlar, seytanların kardesleridir. Seytan ise Rabbine karsı cok nankordur

28İsrâ Suresi, 28. Ayet

وَإِمَّا تُعۡرِضَنَّ عَنۡهُمُ ٱبۡتِغَاۤءَ رَحۡمَةࣲ مِّن رَّبِّكَ تَرۡجُوهَا فَقُل لَّهُمۡ قَوۡلࣰا مَّیۡسُورࣰا

Eger Rabbinden bekledigin bir rahmet (rızık) icin, onlardan yuz cevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit de onlara yumusak ve tatlı bir soz soyle

29İsrâ Suresi, 29. Ayet

وَلَا تَجۡعَلۡ یَدَكَ مَغۡلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبۡسُطۡهَا كُلَّ ٱلۡبَسۡطِ فَتَقۡعُدَ مَلُومࣰا مَّحۡسُورًا

Elini boynuna asıp baglama (cimri olma), hem de onu busbutun acıp sacma (israf etme); aksi halde kınanmıs olursun ve eli bos acıkta kalırsın

30İsrâ Suresi, 30. Ayet

إِنَّ رَبَّكَ یَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن یَشَاۤءُ وَیَقۡدِرُۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِیرَۢا بَصِیرࣰا

Gercekten senin Rabbin, kullarından dilediginin rızkını genisletir ve diledigini kısar. Suphesiz ki Allah, kullarının durumlarından haberdardır, her seyi gorendir

31İsrâ Suresi, 31. Ayet

وَلَا تَقۡتُلُوۤا۟ أَوۡلَـٰدَكُمۡ خَشۡیَةَ إِمۡلَـٰقࣲۖ نَّحۡنُ نَرۡزُقُهُمۡ وَإِیَّاكُمۡۚ إِنَّ قَتۡلَهُمۡ كَانَ خِطۡـࣰٔا كَبِیرࣰا

Bir de gecim korkusuyla cocuklarınızı oldurmeyin, onlara da, size de rızkı biz veririz. Suphesiz ki onları oldurmek, cok buyuk bir suctur

32İsrâ Suresi, 32. Ayet

وَلَا تَقۡرَبُوا۟ ٱلزِّنَىٰۤۖ إِنَّهُۥ كَانَ فَـٰحِشَةࣰ وَسَاۤءَ سَبِیلࣰا

Zinaya da yaklasmayın, cunku o pek cirkindir ve kotu bir yoldur

33İsrâ Suresi, 33. Ayet

وَلَا تَقۡتُلُوا۟ ٱلنَّفۡسَ ٱلَّتِی حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلۡحَقِّۗ وَمَن قُتِلَ مَظۡلُومࣰا فَقَدۡ جَعَلۡنَا لِوَلِیِّهِۦ سُلۡطَـٰنࣰا فَلَا یُسۡرِف فِّی ٱلۡقَتۡلِۖ إِنَّهُۥ كَانَ مَنصُورࣰا

Haklı bir sebep olmadıkca, Allah'ın oldurulmesini haram kıldıgı canı oldurmeyin. Kim haksız yere oldurulurse, biz onun velisine bir yetki verdik. O da oldurmede asırı gitmesin. Cunku ona (dinin kendisine verdigi yetki ile) yardım olunmustur

34İsrâ Suresi, 34. Ayet

وَلَا تَقۡرَبُوا۟ مَالَ ٱلۡیَتِیمِ إِلَّا بِٱلَّتِی هِیَ أَحۡسَنُ حَتَّىٰ یَبۡلُغَ أَشُدَّهُۥۚ وَأَوۡفُوا۟ بِٱلۡعَهۡدِۖ إِنَّ ٱلۡعَهۡدَ كَانَ مَسۡـُٔولࣰا

Yetimin malına da yaklasmayın. Ancak rusdune erinceye kadar en guzel bir sekilde yaklasabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Cunku verilen sozde elbette sorumluluk bulunuyor

35İsrâ Suresi, 35. Ayet

وَأَوۡفُوا۟ ٱلۡكَیۡلَ إِذَا كِلۡتُمۡ وَزِنُوا۟ بِٱلۡقِسۡطَاسِ ٱلۡمُسۡتَقِیمِۚ ذَ ٰ⁠لِكَ خَیۡرࣱ وَأَحۡسَنُ تَأۡوِیلࣰا

Olctugunuz zaman tam olcun ve dogru terazi ile tartın. Bu hem daha hayırlıdır ve sonuc itibariyle de daha guzeldir

36İsrâ Suresi, 36. Ayet

وَلَا تَقۡفُ مَا لَیۡسَ لَكَ بِهِۦ عِلۡمٌۚ إِنَّ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡبَصَرَ وَٱلۡفُؤَادَ كُلُّ أُو۟لَـٰۤىِٕكَ كَانَ عَنۡهُ مَسۡـُٔولࣰا

Bir de hic bilmedigin bir seyin ardına dusme! Cunku kulak, goz, gonul, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar

37İsrâ Suresi, 37. Ayet

وَلَا تَمۡشِ فِی ٱلۡأَرۡضِ مَرَحًاۖ إِنَّكَ لَن تَخۡرِقَ ٱلۡأَرۡضَ وَلَن تَبۡلُغَ ٱلۡجِبَالَ طُولࣰا

Yeryuzunde kibir ve azametle yurume! Cunku sen asla yeri yaramazsın ve boyca da daglara erisemezsin

38İsrâ Suresi, 38. Ayet

كُلُّ ذَ ٰ⁠لِكَ كَانَ سَیِّئُهُۥ عِندَ رَبِّكَ مَكۡرُوهࣰا

Kotu olan butun bu yasaklar, Rabbinizin sevmedigi seylerdir

39İsrâ Suresi, 39. Ayet

ذَ ٰ⁠لِكَ مِمَّاۤ أَوۡحَىٰۤ إِلَیۡكَ رَبُّكَ مِنَ ٱلۡحِكۡمَةِۗ وَلَا تَجۡعَلۡ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ فَتُلۡقَىٰ فِی جَهَنَّمَ مَلُومࣰا مَّدۡحُورًا

Iste bunlar, Rabbinin sana vahyettigi hikmetlerdendir. Sakın Allah'la beraber baska bir ilah uydurma. Aksi halde kotulenmis ve Allah'ın rahmetinden uzaklastırılmıs olarak cehenneme atılırsın

40İsrâ Suresi, 40. Ayet

أَفَأَصۡفَىٰكُمۡ رَبُّكُم بِٱلۡبَنِینَ وَٱتَّخَذَ مِنَ ٱلۡمَلَـٰۤىِٕكَةِ إِنَـٰثًاۚ إِنَّكُمۡ لَتَقُولُونَ قَوۡلًا عَظِیمࣰا

Rabbiniz, size ogulları tahsis etti de, kendisi meleklerden disiler mi edindi? Gercekten siz cok buyuk bir soz soyluyorsunuz

41İsrâ Suresi, 41. Ayet

وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَا فِی هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ لِیَذَّكَّرُوا۟ وَمَا یَزِیدُهُمۡ إِلَّا نُفُورࣰا

Biz, bu Kur'an'da akıllarını baslarına almaları icin turlu sekillerde (ikaz ve ihtarı) acıkladık. Fakat bu acıklamalar ancak onların nefretini artırmıstır

42İsrâ Suresi, 42. Ayet

قُل لَّوۡ كَانَ مَعَهُۥۤ ءَالِهَةࣱ كَمَا یَقُولُونَ إِذࣰا لَّٱبۡتَغَوۡا۟ إِلَىٰ ذِی ٱلۡعَرۡشِ سَبِیلࣰا

(Ey Muhammed!) De ki: "Eger dedikleri gibi Allah ile birlikte ilahlar olsaydı, o zaman bu ilahlar Ars'ın sahibine bir yol ararlardı

43İsrâ Suresi, 43. Ayet

سُبۡحَـٰنَهُۥ وَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا یَقُولُونَ عُلُوࣰّا كَبِیرࣰا

Allah, onların dediklerinden cok munezzeh ve cok yuksek, hem pek buyuk bir yukseklikle yucedir

44İsrâ Suresi, 44. Ayet

تُسَبِّحُ لَهُ ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تُ ٱلسَّبۡعُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِیهِنَّۚ وَإِن مِّن شَیۡءٍ إِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمۡدِهِۦ وَلَـٰكِن لَّا تَفۡقَهُونَ تَسۡبِیحَهُمۡۚ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِیمًا غَفُورࣰا

Yedi gok, yer ve bunların icinde bulunanlar, Allah'ı tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hicbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Suphesiz O, halimdir cok bagıslayandır

45İsrâ Suresi, 45. Ayet

وَإِذَا قَرَأۡتَ ٱلۡقُرۡءَانَ جَعَلۡنَا بَیۡنَكَ وَبَیۡنَ ٱلَّذِینَ لَا یُؤۡمِنُونَ بِٱلۡـَٔاخِرَةِ حِجَابࣰا مَّسۡتُورࣰا

Sen Kur'an'ı okudugun zaman biz, seninle ahirete inanmayanların arasına gorunmez bir perde cekeriz

46İsrâ Suresi, 46. Ayet

وَجَعَلۡنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ أَكِنَّةً أَن یَفۡقَهُوهُ وَفِیۤ ءَاذَانِهِمۡ وَقۡرࣰاۚ وَإِذَا ذَكَرۡتَ رَبَّكَ فِی ٱلۡقُرۡءَانِ وَحۡدَهُۥ وَلَّوۡا۟ عَلَىٰۤ أَدۡبَـٰرِهِمۡ نُفُورࣰا

Ve kalblerinin uzerine, Kur'an'ı anlamalarına engel perdeler geciririz ve kulaklarına bir agırlık veririz. Rabbini Kur'an'da bir tek olarak andıgın zaman da urkerek arkalarına doner kacarlar

47İsrâ Suresi, 47. Ayet

نَّحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا یَسۡتَمِعُونَ بِهِۦۤ إِذۡ یَسۡتَمِعُونَ إِلَیۡكَ وَإِذۡ هُمۡ نَجۡوَىٰۤ إِذۡ یَقُولُ ٱلظَّـٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلࣰا مَّسۡحُورًا

Biz onların, seni dinlerken nasıl dinlediklerini cok iyi biliriz. Birbiriyle fısıldasırlarken de o zalimlerin: "Siz buyulenmis bir adamdan baskasına uymuyorsunuz!" dediklerini biz cok iyi biliriz

48İsrâ Suresi, 48. Ayet

ٱنظُرۡ كَیۡفَ ضَرَبُوا۟ لَكَ ٱلۡأَمۡثَالَ فَضَلُّوا۟ فَلَا یَسۡتَطِیعُونَ سَبِیلࣰا

Bak senin icin nasıl misaller verdiler de bu yuzden nasıl sapıklıga dustuler! Artık hak yolu bulmaya gucleri yetmez

49İsrâ Suresi, 49. Ayet

وَقَالُوۤا۟ أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمࣰا وَرُفَـٰتًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ خَلۡقࣰا جَدِیدࣰا

Bir de onlar dediler ki: "Biz, bir kemik yıgını oldugumuz ve ufalanıp toz oldugumuz vakit mi, gercekten biz mi, yeni bir yaratılısla diriltilecegiz

50İsrâ Suresi, 50. Ayet

۞ قُلۡ كُونُوا۟ حِجَارَةً أَوۡ حَدِیدًا

De ki: "Ister tas olun, ister demir

51İsrâ Suresi, 51. Ayet

أَوۡ خَلۡقࣰا مِّمَّا یَكۡبُرُ فِی صُدُورِكُمۡۚ فَسَیَقُولُونَ مَن یُعِیدُنَاۖ قُلِ ٱلَّذِی فَطَرَكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةࣲۚ فَسَیُنۡغِضُونَ إِلَیۡكَ رُءُوسَهُمۡ وَیَقُولُونَ مَتَىٰ هُوَۖ قُلۡ عَسَىٰۤ أَن یَكُونَ قَرِیبࣰا

Isterse gonlunuzde buyuyen baska bir yaratık olun, (Muhakkak oldurulecek ve diriltileceksiniz.) "Onlar: "Bizi kim tekrar diriltecek?" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratmıs olan o kudret sahibi." Sana baslarını sallayarak: "Ne zamandır bu." diyecekler. De ki: "Yakın olması gerekir

52İsrâ Suresi, 52. Ayet

یَوۡمَ یَدۡعُوكُمۡ فَتَسۡتَجِیبُونَ بِحَمۡدِهِۦ وَتَظُنُّونَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِیلࣰا

(Allah) sizi cagıracagı gun, tam bir hurmetle onun emrine kosacaksınız ve zannedeceksiniz ki, kabirlerinizde pek az bir muddet kaldınız

53İsrâ Suresi, 53. Ayet

وَقُل لِّعِبَادِی یَقُولُوا۟ ٱلَّتِی هِیَ أَحۡسَنُۚ إِنَّ ٱلشَّیۡطَـٰنَ یَنزَغُ بَیۡنَهُمۡۚ إِنَّ ٱلشَّیۡطَـٰنَ كَانَ لِلۡإِنسَـٰنِ عَدُوࣰّا مُّبِینࣰا

Mumin kullarıma soyle de (kafirlere) en guzel olan sozu soylesinler. Cunku seytan aralarına fesat sokar. Suphesiz seytan, insan icin apacık bir dusmandır

54İsrâ Suresi, 54. Ayet

رَّبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِكُمۡۖ إِن یَشَأۡ یَرۡحَمۡكُمۡ أَوۡ إِن یَشَأۡ یُعَذِّبۡكُمۡۚ وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَـٰكَ عَلَیۡهِمۡ وَكِیلࣰا

Rabbiniz sizi cok daha iyi bilir. Dilerse tevbeniz sebebiyle size merhamet eder, dilerse azab eder. Seni de onların uzerine vekil gondermedik

55İsrâ Suresi, 55. Ayet

وَرَبُّكَ أَعۡلَمُ بِمَن فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَلَقَدۡ فَضَّلۡنَا بَعۡضَ ٱلنَّبِیِّـۧنَ عَلَىٰ بَعۡضࣲۖ وَءَاتَیۡنَا دَاوُۥدَ زَبُورࣰا

Rabbin goklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine ustun kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik

56İsrâ Suresi, 56. Ayet

قُلِ ٱدۡعُوا۟ ٱلَّذِینَ زَعَمۡتُم مِّن دُونِهِۦ فَلَا یَمۡلِكُونَ كَشۡفَ ٱلضُّرِّ عَنكُمۡ وَلَا تَحۡوِیلًا

De ki: "Allah'tan baska, ilah oldugunu sandıgınız seyleri cagırın, size yardım etsinler. Onlar, ne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de degistirebilirler

57İsrâ Suresi, 57. Ayet

أُو۟لَـٰۤىِٕكَ ٱلَّذِینَ یَدۡعُونَ یَبۡتَغُونَ إِلَىٰ رَبِّهِمُ ٱلۡوَسِیلَةَ أَیُّهُمۡ أَقۡرَبُ وَیَرۡجُونَ رَحۡمَتَهُۥ وَیَخَافُونَ عَذَابَهُۥۤۚ إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ كَانَ مَحۡذُورࣰا

Onların yalvardıkları da, Rablerine daha yakın olmak icin vesile ararlar. Ve O'nun merhametini umarlar, azabından korkarlar. Cunku Rabbinin azabı korkunctur

58İsrâ Suresi, 58. Ayet

وَإِن مِّن قَرۡیَةٍ إِلَّا نَحۡنُ مُهۡلِكُوهَا قَبۡلَ یَوۡمِ ٱلۡقِیَـٰمَةِ أَوۡ مُعَذِّبُوهَا عَذَابࣰا شَدِیدࣰاۚ كَانَ ذَ ٰ⁠لِكَ فِی ٱلۡكِتَـٰبِ مَسۡطُورࣰا

Hic bir sehir (halkı) yoktur ki, kıyamet gununden once biz onu helak etmeyelim, yahut siddetli bir azab ile azablandırmayalım. Bu, Kitap'ta (Levhi Mahfuzda) yazılıdır

59İsrâ Suresi, 59. Ayet

وَمَا مَنَعَنَاۤ أَن نُّرۡسِلَ بِٱلۡـَٔایَـٰتِ إِلَّاۤ أَن كَذَّبَ بِهَا ٱلۡأَوَّلُونَۚ وَءَاتَیۡنَا ثَمُودَ ٱلنَّاقَةَ مُبۡصِرَةࣰ فَظَلَمُوا۟ بِهَاۚ وَمَا نُرۡسِلُ بِٱلۡـَٔایَـٰتِ إِلَّا تَخۡوِیفࣰا

Bizi, ayetler (mucizeler) ve peygamber gondermekten alıkoyan sey, ancak oncekilerin onları yalanlamıs olmalarıdır. Semud'a, acık bir mucize olarak o disi deveyi vermistik de ona zulmetmislerdi (deveyi bogazlayarak kendilerine yazık etmislerdi). Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak icin gondeririz

60İsrâ Suresi, 60. Ayet

وَإِذۡ قُلۡنَا لَكَ إِنَّ رَبَّكَ أَحَاطَ بِٱلنَّاسِۚ وَمَا جَعَلۡنَا ٱلرُّءۡیَا ٱلَّتِیۤ أَرَیۡنَـٰكَ إِلَّا فِتۡنَةࣰ لِّلنَّاسِ وَٱلشَّجَرَةَ ٱلۡمَلۡعُونَةَ فِی ٱلۡقُرۡءَانِۚ وَنُخَوِّفُهُمۡ فَمَا یَزِیدُهُمۡ إِلَّا طُغۡیَـٰنࣰا كَبِیرࣰا

Vaktiyle sana soyle vahyettigimizi hatırla: "Suphesiz Rabbin insanları kusatmıstır." (Isra gecesi) sana acıkca gosterdigimiz o temasayı ve Kur'an'da lanet edilen agacı da, yalnız insanlara bir imtihan icin yapmısızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak buyuk bir taskınlıktan baska bir sonuc vermiyor

61İsrâ Suresi, 61. Ayet

وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَـٰۤىِٕكَةِ ٱسۡجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوۤا۟ إِلَّاۤ إِبۡلِیسَ قَالَ ءَأَسۡجُدُ لِمَنۡ خَلَقۡتَ طِینࣰا

(Yine unutma ki) Bir vakit meleklere: "Adem'e secde edin" demistik. Iblis'ten baska hepsi secde ettiler. O ise: "Ben bir camurdan yarattıgın kimseye mi secde ederim?" demisti

62İsrâ Suresi, 62. Ayet

قَالَ أَرَءَیۡتَكَ هَـٰذَا ٱلَّذِی كَرَّمۡتَ عَلَیَّ لَىِٕنۡ أَخَّرۡتَنِ إِلَىٰ یَوۡمِ ٱلۡقِیَـٰمَةِ لَأَحۡتَنِكَنَّ ذُرِّیَّتَهُۥۤ إِلَّا قَلِیلࣰا

(Yine Iblis) dedi ki: "Su benden ustun kıldıgını gordun mu? Yemin ederim ki, eger beni kıyamet gunune kadar ertelersen, pek azı haric, onun zurriyetini kendi buyrugum altına alacagım

63İsrâ Suresi, 63. Ayet

قَالَ ٱذۡهَبۡ فَمَن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ فَإِنَّ جَهَنَّمَ جَزَاۤؤُكُمۡ جَزَاۤءࣰ مَّوۡفُورࣰا

Allah buyurdu ki: "Haydi git! Onlardan kim sana uyarsa, suphesiz ki, cezanız cehennemdir, hem de mukemmel bir ceza

64İsrâ Suresi, 64. Ayet

وَٱسۡتَفۡزِزۡ مَنِ ٱسۡتَطَعۡتَ مِنۡهُم بِصَوۡتِكَ وَأَجۡلِبۡ عَلَیۡهِم بِخَیۡلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكۡهُمۡ فِی ٱلۡأَمۡوَ ٰ⁠لِ وَٱلۡأَوۡلَـٰدِ وَعِدۡهُمۡۚ وَمَا یَعِدُهُمُ ٱلشَّیۡطَـٰنُ إِلَّا غُرُورًا

Onlardan gucunun yettigini yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla onların uzerine yaygarayı bas! Mallarda ve cocuklarda onlara ortak ol! Ve onlara vaadlerde bulun." Fakat seytan onlara aldatmadan baska bir sey vaad etmez

65İsrâ Suresi, 65. Ayet

إِنَّ عِبَادِی لَیۡسَ لَكَ عَلَیۡهِمۡ سُلۡطَـٰنࣱۚ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ وَكِیلࣰا

Dogrusu benim (ihlaslı) kullarım uzerinde senin hicbir hakimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter

66İsrâ Suresi, 66. Ayet

رَّبُّكُمُ ٱلَّذِی یُزۡجِی لَكُمُ ٱلۡفُلۡكَ فِی ٱلۡبَحۡرِ لِتَبۡتَغُوا۟ مِن فَضۡلِهِۦۤۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِكُمۡ رَحِیمࣰا

Rabbiniz, lutfundan nasib arayasınız diye, sizin icin denizde gemileri yuruten kudret sahibidir. Suphesiz O, size cok merhametlidir

67İsrâ Suresi, 67. Ayet

وَإِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فِی ٱلۡبَحۡرِ ضَلَّ مَن تَدۡعُونَ إِلَّاۤ إِیَّاهُۖ فَلَمَّا نَجَّىٰكُمۡ إِلَى ٱلۡبَرِّ أَعۡرَضۡتُمۡۚ وَكَانَ ٱلۡإِنسَـٰنُ كَفُورًا

Denizde basınıza bir felaket geldigi zaman, Allah'tan baska yalvardıgınız butun putlar kaybolur. Allah sizi tehlikeden kurtarıp karaya cıkarınca da yuz cevirirsiniz. Zaten insan cok nankordur

68İsrâ Suresi, 68. Ayet

أَفَأَمِنتُمۡ أَن یَخۡسِفَ بِكُمۡ جَانِبَ ٱلۡبَرِّ أَوۡ یُرۡسِلَ عَلَیۡكُمۡ حَاصِبࣰا ثُمَّ لَا تَجِدُوا۟ لَكُمۡ وَكِیلًا

(Denizden karaya cıktıgınızda) O'nun sizi karada yerin dibine gecirmeyeceginden, yahut uzerinize tas yagdıran bir kasırga gordermeyeceginden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız

69İsrâ Suresi, 69. Ayet

أَمۡ أَمِنتُمۡ أَن یُعِیدَكُمۡ فِیهِ تَارَةً أُخۡرَىٰ فَیُرۡسِلَ عَلَیۡكُمۡ قَاصِفࣰا مِّنَ ٱلرِّیحِ فَیُغۡرِقَكُم بِمَا كَفَرۡتُمۡ ثُمَّ لَا تَجِدُوا۟ لَكُمۡ عَلَیۡنَا بِهِۦ تَبِیعࣰا

Yoksa sizi tekrar denize dondurup de uzerinize kasırgalar gondermeyeceginden ve boylece ettiginiz nankorluk sebebiyle sizi bogmayacagından emin misiniz? Sonra bu yaptıgımıza karsı, bizim aleyhimize size yardım edecek bir koruyucu bulamazsınız

70İsrâ Suresi, 70. Ayet

۞ وَلَقَدۡ كَرَّمۡنَا بَنِیۤ ءَادَمَ وَحَمَلۡنَـٰهُمۡ فِی ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ وَرَزَقۡنَـٰهُم مِّنَ ٱلطَّیِّبَـٰتِ وَفَضَّلۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ كَثِیرࣲ مِّمَّنۡ خَلَقۡنَا تَفۡضِیلࣰا

Andolsun ki biz, insanoglunu san ve seref sahibi kıldık. Karada ve denizde tasıtlara yukledik ve temiz yiyeceklerden onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın bircogundan ustun kıldık

71İsrâ Suresi, 71. Ayet

یَوۡمَ نَدۡعُوا۟ كُلَّ أُنَاسِۭ بِإِمَـٰمِهِمۡۖ فَمَنۡ أُوتِیَ كِتَـٰبَهُۥ بِیَمِینِهِۦ فَأُو۟لَـٰۤىِٕكَ یَقۡرَءُونَ كِتَـٰبَهُمۡ وَلَا یُظۡلَمُونَ فَتِیلࣰا

Kıyamet gunu butun insanları onderleriyle cagıracagız. O gun, kimin amel defteri sag eline verilirse, iste onlar kitaplarını okuyacaklar ve en kucuk bir haksızlıga ugratılmayacaklar

72İsrâ Suresi, 72. Ayet

وَمَن كَانَ فِی هَـٰذِهِۦۤ أَعۡمَىٰ فَهُوَ فِی ٱلۡـَٔاخِرَةِ أَعۡمَىٰ وَأَضَلُّ سَبِیلࣰا

Her kim bu dunyada (manen) kor ise ahirette de kordur. Ve gidisce daha saskındır

73İsrâ Suresi, 73. Ayet

وَإِن كَادُوا۟ لَیَفۡتِنُونَكَ عَنِ ٱلَّذِیۤ أَوۡحَیۡنَاۤ إِلَیۡكَ لِتَفۡتَرِیَ عَلَیۡنَا غَیۡرَهُۥۖ وَإِذࣰا لَّٱتَّخَذُوكَ خَلِیلࣰا

(Ey Muhammed!) Az kalsın seni bile, sana vahyettigimizden baskasını bize karsı iftira edesin diye, fitneye dusureceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi

74İsrâ Suresi, 74. Ayet

وَلَوۡلَاۤ أَن ثَبَّتۡنَـٰكَ لَقَدۡ كِدتَّ تَرۡكَنُ إِلَیۡهِمۡ شَیۡـࣰٔا قَلِیلًا

Eger biz sana sebat vermemis olsaydık, nerdeyse sen onlara birazcık meyledecektin

75İsrâ Suresi, 75. Ayet

إِذࣰا لَّأَذَقۡنَـٰكَ ضِعۡفَ ٱلۡحَیَوٰةِ وَضِعۡفَ ٱلۡمَمَاتِ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَیۡنَا نَصِیرࣰا

O takdirde, muhakkak hayatın da, olumun de azabını sana kat kat tattırırdık. Sonra bize karsı kendin icin hicbir yardımcı bulamazdın

76İsrâ Suresi, 76. Ayet

وَإِن كَادُوا۟ لَیَسۡتَفِزُّونَكَ مِنَ ٱلۡأَرۡضِ لِیُخۡرِجُوكَ مِنۡهَاۖ وَإِذࣰا لَّا یَلۡبَثُونَ خِلَـٰفَكَ إِلَّا قَلِیلࣰا

(Ey Muhammed!) Yakında seni yurdundan cıkarmak icin, muhakkak ki rahatsız edecekler ve o takdirde onlar da senin ardından pek az kalacaklardır

77İsrâ Suresi, 77. Ayet

سُنَّةَ مَن قَدۡ أَرۡسَلۡنَا قَبۡلَكَ مِن رُّسُلِنَاۖ وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحۡوِیلًا

Bu, senden once gonderdigimiz butun peygamberlerimiz hakkındaki sunnetimizdir. Bizim sunnetimizde herhangi bir degisme goremezsin

78İsrâ Suresi, 78. Ayet

أَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِدُلُوكِ ٱلشَّمۡسِ إِلَىٰ غَسَقِ ٱلَّیۡلِ وَقُرۡءَانَ ٱلۡفَجۡرِۖ إِنَّ قُرۡءَانَ ٱلۡفَجۡرِ كَانَ مَشۡهُودࣰا

Gunesin batıya kaymasından, gecenin karanlıgına kadar (belirli vakitlerde) geregi uzere namazı kıl, bir de sabah namazını kıl. Cunku sabah namazında, gece ve gunduz melekleri hazır bulunur

79İsrâ Suresi, 79. Ayet

وَمِنَ ٱلَّیۡلِ فَتَهَجَّدۡ بِهِۦ نَافِلَةࣰ لَّكَ عَسَىٰۤ أَن یَبۡعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامࣰا مَّحۡمُودࣰا

Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak uzere uykudan kalk, Kur'an ile teheccud namazı kıl, Rabbinin seni bir makamı mahmuda (sefaat makamına) gondermesi kesindir

80İsrâ Suresi, 80. Ayet

وَقُل رَّبِّ أَدۡخِلۡنِی مُدۡخَلَ صِدۡقࣲ وَأَخۡرِجۡنِی مُخۡرَجَ صِدۡقࣲ وَٱجۡعَل لِّی مِن لَّدُنكَ سُلۡطَـٰنࣰا نَّصِیرࣰا

(Ey Muhammed!) De ki: "Rabbim! Beni, takdir ettigin yere gonul rahatlıgı ve huzur icinde koy ve cıkacagım yerden de durustlukle ve selametle cıkmamı sagla. Bana katından yardım edici bir kuvvet ver

81İsrâ Suresi, 81. Ayet

وَقُلۡ جَاۤءَ ٱلۡحَقُّ وَزَهَقَ ٱلۡبَـٰطِلُۚ إِنَّ ٱلۡبَـٰطِلَ كَانَ زَهُوقࣰا

(Ey Muhammed!) De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Elbette batıl yok olmaya mahkumdur

82İsrâ Suresi, 82. Ayet

وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلۡقُرۡءَانِ مَا هُوَ شِفَاۤءࣱ وَرَحۡمَةࣱ لِّلۡمُؤۡمِنِینَ وَلَا یَزِیدُ ٱلظَّـٰلِمِینَ إِلَّا خَسَارࣰا

Biz Kur'an'dan, iman edenler icin bir sifa ve rahmet kaynagı olan ayetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını artırır

83İsrâ Suresi, 83. Ayet

وَإِذَاۤ أَنۡعَمۡنَا عَلَى ٱلۡإِنسَـٰنِ أَعۡرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِۦ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ كَانَ یَـُٔوسࣰا

Biz insana nimet verdigimiz zaman, Allah'ı anmaktan yuz cevirip uzaklasır. Ona fenalık dokununca da umitsizlige kapılır

84İsrâ Suresi, 84. Ayet

قُلۡ كُلࣱّ یَعۡمَلُ عَلَىٰ شَاكِلَتِهِۦ فَرَبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِمَنۡ هُوَ أَهۡدَىٰ سَبِیلࣰا

De ki: "Herkes bulundugu hal ve niyetine gore is yapar. Bu durumda kimin en dogru yolda oldugunu Rabbiniz daha iyi bilir

85İsrâ Suresi, 85. Ayet

وَیَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلرُّوحِۖ قُلِ ٱلرُّوحُ مِنۡ أَمۡرِ رَبِّی وَمَاۤ أُوتِیتُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِ إِلَّا قَلِیلࣰا

Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin bildigi bir istir ve size ilimden ancak az bir sey verilmistir

86İsrâ Suresi, 86. Ayet

وَلَىِٕن شِئۡنَا لَنَذۡهَبَنَّ بِٱلَّذِیۤ أَوۡحَیۡنَاۤ إِلَیۡكَ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ بِهِۦ عَلَیۡنَا وَكِیلًا

Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettigimizi ortadan kaldırırız; sonra bize karsı kendine bir vekil (koruyucu) bulamazsın

87İsrâ Suresi, 87. Ayet

إِلَّا رَحۡمَةࣰ مِّن رَّبِّكَۚ إِنَّ فَضۡلَهُۥ كَانَ عَلَیۡكَ كَبِیرࣰا

Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (biz bunu yapmadık). Gercekten O'nun senin uzerindeki lutfu cok buyuktur

88İsrâ Suresi, 88. Ayet

قُل لَّىِٕنِ ٱجۡتَمَعَتِ ٱلۡإِنسُ وَٱلۡجِنُّ عَلَىٰۤ أَن یَأۡتُوا۟ بِمِثۡلِ هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ لَا یَأۡتُونَ بِمِثۡلِهِۦ وَلَوۡ كَانَ بَعۡضُهُمۡ لِبَعۡضࣲ ظَهِیرࣰا

Ey Muhammed! De ki: "Yemin olsun, eger insanlar ve cinler bu Kur'an'ın benzerini getirmek uzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir

89İsrâ Suresi, 89. Ayet

وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَا لِلنَّاسِ فِی هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ مِن كُلِّ مَثَلࣲ فَأَبَىٰۤ أَكۡثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورࣰا

Yemin olsun ki biz bu Kur'an'da insanlar icin cesitli misaller vermisizdir. Yine de insanların cogu inkarlarında ısrar ederler

90İsrâ Suresi, 90. Ayet

وَقَالُوا۟ لَن نُّؤۡمِنَ لَكَ حَتَّىٰ تَفۡجُرَ لَنَا مِنَ ٱلۡأَرۡضِ یَنۢبُوعًا

Kafirler soyle dediler: "Sen, bizim icin yerden suyu kesilmeyen bir kaynak fıskırtmadıkca sana asla inanmayacagız

91İsrâ Suresi, 91. Ayet

أَوۡ تَكُونَ لَكَ جَنَّةࣱ مِّن نَّخِیلࣲ وَعِنَبࣲ فَتُفَجِّرَ ٱلۡأَنۡهَـٰرَ خِلَـٰلَهَا تَفۡجِیرًا

Veyahut hurmalıklardan ve uzumluklerden senin bir bahcen olsun da ortasından sarıl sarıl ırmaklar akıtmalısın

92İsrâ Suresi, 92. Ayet

أَوۡ تُسۡقِطَ ٱلسَّمَاۤءَ كَمَا زَعَمۡتَ عَلَیۡنَا كِسَفًا أَوۡ تَأۡتِیَ بِٱللَّهِ وَٱلۡمَلَـٰۤىِٕكَةِ قَبِیلًا

Yahut soyleyip zannettigin gibi, gogu basımıza parca parca dusuresin veya Allah'ı ve melekleri soyledigine sahit getiresin

93İsrâ Suresi, 93. Ayet

أَوۡ یَكُونَ لَكَ بَیۡتࣱ مِّن زُخۡرُفٍ أَوۡ تَرۡقَىٰ فِی ٱلسَّمَاۤءِ وَلَن نُّؤۡمِنَ لِرُقِیِّكَ حَتَّىٰ تُنَزِّلَ عَلَیۡنَا كِتَـٰبࣰا نَّقۡرَؤُهُۥۗ قُلۡ سُبۡحَانَ رَبِّی هَلۡ كُنتُ إِلَّا بَشَرࣰا رَّسُولࣰا

Yahut altından bir evin olsun, ya da goge cıkmalısın. Ona cıktıgına da asla inanmayız. Ta ki bize, okuyacagımız bir kitap indiresin." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan baska bir sey degilim

94İsrâ Suresi, 94. Ayet

وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن یُؤۡمِنُوۤا۟ إِذۡ جَاۤءَهُمُ ٱلۡهُدَىٰۤ إِلَّاۤ أَن قَالُوۤا۟ أَبَعَثَ ٱللَّهُ بَشَرࣰا رَّسُولࣰا

Kendilerine dogru yolu gosteren peygamber gelince, insanların iman etmelerine engel olan sebep sadece: "Allah bir insanı mı Peygamber gonderdi?" demeleridir

95İsrâ Suresi, 95. Ayet

قُل لَّوۡ كَانَ فِی ٱلۡأَرۡضِ مَلَـٰۤىِٕكَةࣱ یَمۡشُونَ مُطۡمَىِٕنِّینَ لَنَزَّلۡنَا عَلَیۡهِم مِّنَ ٱلسَّمَاۤءِ مَلَكࣰا رَّسُولࣰا

(Ey Muhammed! Mekkelilere) soyle de: "Eger yeryuzunde huzur icinde yuruyup duran melekler olsaydı, elbette onlara gokten peygamber olarak bir melek indirirdik

96İsrâ Suresi, 96. Ayet

قُلۡ كَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِیدَۢا بَیۡنِی وَبَیۡنَكُمۡۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِیرَۢا بَصِیرࣰا

De ki: "Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter. Cunku O, kullarının yaptıgından haberdardır, yaptıklarını cok iyi gorendir

97İsrâ Suresi, 97. Ayet

وَمَن یَهۡدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلۡمُهۡتَدِۖ وَمَن یُضۡلِلۡ فَلَن تَجِدَ لَهُمۡ أَوۡلِیَاۤءَ مِن دُونِهِۦۖ وَنَحۡشُرُهُمۡ یَوۡمَ ٱلۡقِیَـٰمَةِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمۡ عُمۡیࣰا وَبُكۡمࣰا وَصُمࣰّاۖ مَّأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ كُلَّمَا خَبَتۡ زِدۡنَـٰهُمۡ سَعِیرࣰا

Allah kime hidayet verirse, o dogru yoldadır. Kimi de hidayetten uzak tutarsa, artık bunlar icin Allah'tan baska hicbir yardımcı bulamazsın. Ve biz, o kafirleri kıyamet gunu kor, dilsiz ve sagır oldukları halde, yuzleri ustu surunerek hasredecegiz. Varacakları yer cehennemdir; atesi dindikce onun atesini artırırız

98İsrâ Suresi, 98. Ayet

ذَ ٰ⁠لِكَ جَزَاۤؤُهُم بِأَنَّهُمۡ كَفَرُوا۟ بِـَٔایَـٰتِنَا وَقَالُوۤا۟ أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمࣰا وَرُفَـٰتًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ خَلۡقࣰا جَدِیدًا

Bu onların cezasıdır! Cunku onlar, ayetlerimizi inkar etmisler ve: "Sahi bizler, bir yıgın kemik ve ufalanmıs toz oldugumuz zaman mı, yeni bir yaratılısla diriltilmis olacagız?" demislerdir

99İsrâ Suresi, 99. Ayet

۞ أَوَلَمۡ یَرَوۡا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِی خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضَ قَادِرٌ عَلَىٰۤ أَن یَخۡلُقَ مِثۡلَهُمۡ وَجَعَلَ لَهُمۡ أَجَلࣰا لَّا رَیۡبَ فِیهِ فَأَبَى ٱلظَّـٰلِمُونَ إِلَّا كُفُورࣰا

Onlar, gokleri ve yeri yaratan Allah'ın, kendilerinin aynı olan insanları yaratmaya da kadir oldugunu gorup bilmediler mi? Allah onlar icin suphe edilmeyen bir vade takdir etmistir. Fakat zalimler, inkarlarında yine de ısrar ederler

100İsrâ Suresi, 100. Ayet

قُل لَّوۡ أَنتُمۡ تَمۡلِكُونَ خَزَاۤىِٕنَ رَحۡمَةِ رَبِّیۤ إِذࣰا لَّأَمۡسَكۡتُمۡ خَشۡیَةَ ٱلۡإِنفَاقِۚ وَكَانَ ٱلۡإِنسَـٰنُ قَتُورࣰا

(Ey Muhammed!) De ki: "Eger siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, fakirlik korkusunu yine de elden bırakmazdınız." Dogrusu insan cok cimridir

101İsrâ Suresi, 101. Ayet

وَلَقَدۡ ءَاتَیۡنَا مُوسَىٰ تِسۡعَ ءَایَـٰتِۭ بَیِّنَـٰتࣲۖ فَسۡـَٔلۡ بَنِیۤ إِسۡرَ ٰ⁠ۤءِیلَ إِذۡ جَاۤءَهُمۡ فَقَالَ لَهُۥ فِرۡعَوۡنُ إِنِّی لَأَظُنُّكَ یَـٰمُوسَىٰ مَسۡحُورࣰا

Andolsun biz Musa'ya apacık dokuz mucize verdik. (Ey Peygamber!) Israilogullarına sor, Musa kendilerine geldiginde Firavun ona: "Ey Musa! Ben senin buyulenmis oldugunu sanıyorum" demisti

102İsrâ Suresi, 102. Ayet

قَالَ لَقَدۡ عَلِمۡتَ مَاۤ أَنزَلَ هَـٰۤؤُلَاۤءِ إِلَّا رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضِ بَصَاۤىِٕرَ وَإِنِّی لَأَظُنُّكَ یَـٰفِرۡعَوۡنُ مَثۡبُورࣰا

Musa dedi ki: "Ey Firavun! Pekala bilirsin ki, bu mucizeleri, birer ibret olmak uzere, ancak goklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de seni helak olmus zannediyorum

103İsrâ Suresi, 103. Ayet

فَأَرَادَ أَن یَسۡتَفِزَّهُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ فَأَغۡرَقۡنَـٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ جَمِیعࣰا

Derken Firavun, Musa'yı ve Israilogullarını Mısır'dan surmek istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda bogduk

104İsrâ Suresi, 104. Ayet

وَقُلۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِۦ لِبَنِیۤ إِسۡرَ ٰ⁠ۤءِیلَ ٱسۡكُنُوا۟ ٱلۡأَرۡضَ فَإِذَا جَاۤءَ وَعۡدُ ٱلۡـَٔاخِرَةِ جِئۡنَا بِكُمۡ لَفِیفࣰا

Arkasından Israilogullarına soyle dedik: "Firavun"un sizi cıkarmak istedigi arazide siz oturun! Sonra ahiret vaadi (kıyamet) geldigi vakit, hepinizi toplayıp bir araya getirecegiz

105İsrâ Suresi, 105. Ayet

وَبِٱلۡحَقِّ أَنزَلۡنَـٰهُ وَبِٱلۡحَقِّ نَزَلَۗ وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَـٰكَ إِلَّا مُبَشِّرࣰا وَنَذِیرࣰا

Biz bu Kur'an'ı hak olarak indirdik, O, butun hakikatleri icinde toplayarak indi. Ey Peygamber! Biz seni ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

106İsrâ Suresi, 106. Ayet

وَقُرۡءَانࣰا فَرَقۡنَـٰهُ لِتَقۡرَأَهُۥ عَلَى ٱلنَّاسِ عَلَىٰ مُكۡثࣲ وَنَزَّلۡنَـٰهُ تَنزِیلࣰا

Sana Kur'an'ı verdik ve onu insanlara sindire sindire okuyasın diye (kısımlara) ayırdık ve biz onu yavas yavas indirdik

107İsrâ Suresi, 107. Ayet

قُلۡ ءَامِنُوا۟ بِهِۦۤ أَوۡ لَا تُؤۡمِنُوۤا۟ۚ إِنَّ ٱلَّذِینَ أُوتُوا۟ ٱلۡعِلۡمَ مِن قَبۡلِهِۦۤ إِذَا یُتۡلَىٰ عَلَیۡهِمۡ یَخِرُّونَ لِلۡأَذۡقَانِ سُجَّدࣰا

Ey Muhammed! De ki: Ister ona (Kur'an'a) inanın, ister inanmayın; o daha once kendilerine ilim verilenlere okundugunda onlar, yuzleri ustu secdeye kapanırlar

108İsrâ Suresi, 108. Ayet

وَیَقُولُونَ سُبۡحَـٰنَ رَبِّنَاۤ إِن كَانَ وَعۡدُ رَبِّنَا لَمَفۡعُولࣰا

Ve derler ki: Rabbimizi tenzih ederiz. Suphesiz ki Rabbimizin vaadi gerceklesir

109İsrâ Suresi, 109. Ayet

وَیَخِرُّونَ لِلۡأَذۡقَانِ یَبۡكُونَ وَیَزِیدُهُمۡ خُشُوعࣰا ۩

Ve aglayarak yuzleri ustu secdeye kapanırlar. Hem de bu Kur'an'ı isitmek onların Allah'a teslimiyetlerini daha da artırır

110İsrâ Suresi, 110. Ayet

قُلِ ٱدۡعُوا۟ ٱللَّهَ أَوِ ٱدۡعُوا۟ ٱلرَّحۡمَـٰنَۖ أَیࣰّا مَّا تَدۡعُوا۟ فَلَهُ ٱلۡأَسۡمَاۤءُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ وَلَا تَجۡهَرۡ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتۡ بِهَا وَٱبۡتَغِ بَیۡنَ ذَ ٰ⁠لِكَ سَبِیلࣰا

(Sen onlara) de ki: Ister "Allah" deyin, ister "Rahman" deyin, nasıl cagırırsanız cagırın. En guzel isimler O'nundur. Namazında sesini pek yukseltme, cok da gizli okuma, orta yolu sec

111İsrâ Suresi, 111. Ayet

وَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِی لَمۡ یَتَّخِذۡ وَلَدࣰا وَلَمۡ یَكُن لَّهُۥ شَرِیكࣱ فِی ٱلۡمُلۡكِ وَلَمۡ یَكُن لَّهُۥ وَلِیࣱّ مِّنَ ٱلذُّلِّۖ وَكَبِّرۡهُ تَكۡبِیرَۢا

Ve soyle de: Hamd o Allah'a ki, hicbir cocuk edinmedi, mulkte ortagı yoktur, aciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbir getirerek O'nu noksanlıklardan yucelt de yucelt

Nahl SuresiKehf Suresi
Allah ve Kur'anİslama dair her şey...

Allah ve Kur'an Yolunda

Günlük ayet, hadis, namaz vakitleri, dini güncel haberler ve kapsamlı İslami içeriklerle manevi hayatınıza rehber oluyoruz. Doğru, tarafsız ve güvenilir bilgiler.

Kuran & İlim

  • Kuran-ı Kerim
  • Kuran Mealleri
  • Kuran Öğren
  • Elif Ba Alfabesi
  • Açıklamalı Tefsir
  • Hadis Kütüphanesi
  • Risale-i Nur Külliyatı

İbadet & Yaşam

  • Namaz Vakitleri
  • Kıble Bulucu (Pusula)
  • Dualar ve Zikirler
  • Dini Günler ve Takvim
  • Zekat Hesaplama
  • Sıkça Sorulan Sorular

Keşfet

  • Dini Bilgiler (Blog)
  • İslami Haberler
  • Dini Rüya Tabirleri
  • Kız Bebek İsimleri
  • Erkek Bebek İsimleri
  • İslami Tatil & Otel
  • Esmaül Hüsna
Sorumluluk Reddi: Bu sitede yer alan içerikler bilgilendirme amaçlıdır. Dini konularda kesin hüküm için Diyanet İşleri Başkanlığı'na veya ehil din alimlerine danışılması tavsiye edilir. Sitedeki bilgilerin kullanımından doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Gizlilik PolitikasıKullanım ŞartlarıÇerez Politikası
© 2026 Allah ve Kur'an. Tüm hakları saklıdır.