HakkımızdaGizlilikİletişim
Allah ve Kur'anİslama dair her şey...
Ana SayfaHaberler
Sureler ve MeallerKuran Öğren (Okunuş)Elif Ba AlfabesiAçıklamalı TefsirKuran Mealleri
Siyer-i Nebi (Hayatı)Hadis KütüphanesiMezhepler İlmihaliİslami Soru CevapRisale-i Nur Külliyatı
İbadetler AnsiklopedisiNamaz Nasıl Kılınır?Namaz VakitleriGünlük DualarZekat HesaplamaDini Günler Takvimi
Kız Bebek İsimleriErkek Bebek İsimleriDini Rüya TabirleriDini Bilgiler (Blog)İslami Tatil & Oteller
Çocuklara Özel İslamiyet
Mealler/Elmalılı Hamdi Yazır/Yûsuf Suresi
12

Yûsuf Suresi

سُورَةُ يُوسُفَ • 111 Ayet • Mekkî • Elmalılı Hamdi Yazır Meali

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla

1Yûsuf Suresi, 1. Ayet

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ الۤرۚ تِلۡكَ ءَایَـٰتُ ٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡمُبِینِ

Elif, Lam, Ra. Iste bunlar sana o acık secik kitabın ayetleridir

2Yûsuf Suresi, 2. Ayet

إِنَّاۤ أَنزَلۡنَـٰهُ قُرۡءَ ٰ⁠ نًا عَرَبِیࣰّا لَّعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ

Muhakkak ki, biz onu anlayasınız diye Arapca bir kitap olarak indirdik

3Yûsuf Suresi, 3. Ayet

نَحۡنُ نَقُصُّ عَلَیۡكَ أَحۡسَنَ ٱلۡقَصَصِ بِمَاۤ أَوۡحَیۡنَاۤ إِلَیۡكَ هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ وَإِن كُنتَ مِن قَبۡلِهِۦ لَمِنَ ٱلۡغَـٰفِلِینَ

Sana bu Kur'an'ı vahyetmekle biz, sana kıssaların en guzelini anlatıyoruz. Gercek su ki, daha once senin bundan hic haberin yoktu

4Yûsuf Suresi, 4. Ayet

إِذۡ قَالَ یُوسُفُ لِأَبِیهِ یَـٰۤأَبَتِ إِنِّی رَأَیۡتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوۡكَبࣰا وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ رَأَیۡتُهُمۡ لِی سَـٰجِدِینَ

Hani bir vakitler Yusuf, babasına demisti ki: "Babacıgım, ben ruyada onbir yıldızla gunesi ve ayı bana secde ederken gordum

5Yûsuf Suresi, 5. Ayet

قَالَ یَـٰبُنَیَّ لَا تَقۡصُصۡ رُءۡیَاكَ عَلَىٰۤ إِخۡوَتِكَ فَیَكِیدُوا۟ لَكَ كَیۡدًاۖ إِنَّ ٱلشَّیۡطَـٰنَ لِلۡإِنسَـٰنِ عَدُوࣱّ مُّبِینࣱ

(Babası) "Yavrucugum! "dedi, "ruyanı kardeslerine anlatma. Sonra sana bir tuzak kurarlar. Cunku seytan insanın acıkca dusmanıdır

6Yûsuf Suresi, 6. Ayet

وَكَذَ ٰ⁠لِكَ یَجۡتَبِیكَ رَبُّكَ وَیُعَلِّمُكَ مِن تَأۡوِیلِ ٱلۡأَحَادِیثِ وَیُتِمُّ نِعۡمَتَهُۥ عَلَیۡكَ وَعَلَىٰۤ ءَالِ یَعۡقُوبَ كَمَاۤ أَتَمَّهَا عَلَىٰۤ أَبَوَیۡكَ مِن قَبۡلُ إِبۡرَ ٰ⁠هِیمَ وَإِسۡحَـٰقَۚ إِنَّ رَبَّكَ عَلِیمٌ حَكِیمࣱ

Ve iste boyle, Rabbin seni sececek ve sana ruya tabirinden bilgiler ogretecek. Bundan once ataların Ibrahim'e ve Ishak'a tamamladıgı gibi, nimetini hem sana, hem de Yakup soyuna tamamlayacaktır. Muhakkak ki, Rabbin alimdir, hakimdir

7Yûsuf Suresi, 7. Ayet

۞ لَّقَدۡ كَانَ فِی یُوسُفَ وَإِخۡوَتِهِۦۤ ءَایَـٰتࣱ لِّلسَّاۤىِٕلِینَ

Andolsun ki, Yusuf ve kardesleri kıssasında soranlara ibret alacak ayetler vardır

8Yûsuf Suresi, 8. Ayet

إِذۡ قَالُوا۟ لَیُوسُفُ وَأَخُوهُ أَحَبُّ إِلَىٰۤ أَبِینَا مِنَّا وَنَحۡنُ عُصۡبَةٌ إِنَّ أَبَانَا لَفِی ضَلَـٰلࣲ مُّبِینٍ

Hani demislerdi ki: "Yusuf ve kardesi (Bunyamin) babamıza bizden daha sevgili, biz ise guclu ve tutkun bir grubuz. Dogrusu, babamız belli ki, cok acık bir yanılgı icindedir

9Yûsuf Suresi, 9. Ayet

ٱقۡتُلُوا۟ یُوسُفَ أَوِ ٱطۡرَحُوهُ أَرۡضࣰا یَخۡلُ لَكُمۡ وَجۡهُ أَبِیكُمۡ وَتَكُونُوا۟ مِنۢ بَعۡدِهِۦ قَوۡمࣰا صَـٰلِحِینَ

Yusuf'u oldurun, ya da bir yere atın ki, babanızın yuzu (sevgisi) size kalsın, sonra yine salih bir kavim olursunuz

10Yûsuf Suresi, 10. Ayet

قَالَ قَاۤىِٕلࣱ مِّنۡهُمۡ لَا تَقۡتُلُوا۟ یُوسُفَ وَأَلۡقُوهُ فِی غَیَـٰبَتِ ٱلۡجُبِّ یَلۡتَقِطۡهُ بَعۡضُ ٱلسَّیَّارَةِ إِن كُنتُمۡ فَـٰعِلِینَ

Iclerinden bir soz sahibi soyle dedi: "Yusuf'u oldurmeyin, bir kuyunun dibine bırakın da ordan gecen kafilenin biri onu bulup alsın. Eger yapacaksanız boyle yapın

11Yûsuf Suresi, 11. Ayet

قَالُوا۟ یَـٰۤأَبَانَا مَا لَكَ لَا تَأۡمَ۬نَّا عَلَىٰ یُوسُفَ وَإِنَّا لَهُۥ لَنَـٰصِحُونَ

Dediler ki: "Ey babamız! Sen bize Yusuf icin neden guvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiligini istiyoruz

12Yûsuf Suresi, 12. Ayet

أَرۡسِلۡهُ مَعَنَا غَدࣰا یَرۡتَعۡ وَیَلۡعَبۡ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَـٰفِظُونَ

Yarın onu bizimle beraber gonder de gezsin, oynasın. Kesinlikle biz onu koruruz

13Yûsuf Suresi, 13. Ayet

قَالَ إِنِّی لَیَحۡزُنُنِیۤ أَن تَذۡهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَخَافُ أَن یَأۡكُلَهُ ٱلذِّئۡبُ وَأَنتُمۡ عَنۡهُ غَـٰفِلُونَ

Babaları dedi ki: "Onu goturmeniz beni uzer, korkarım ki onu kurt yer de sizin haberiniz bile olmaz

14Yûsuf Suresi, 14. Ayet

قَالُوا۟ لَىِٕنۡ أَكَلَهُ ٱلذِّئۡبُ وَنَحۡنُ عُصۡبَةٌ إِنَّاۤ إِذࣰا لَّخَـٰسِرُونَ

Dediler ki: "Vallahi biz boyle guclu kuvvetli bir topluluk iken, buna ragmen onu kurt yerse, o zaman biz kesinlikle husrana ugrayanlardan olmus oluruz

15Yûsuf Suresi, 15. Ayet

فَلَمَّا ذَهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَجۡمَعُوۤا۟ أَن یَجۡعَلُوهُ فِی غَیَـٰبَتِ ٱلۡجُبِّۚ وَأَوۡحَیۡنَاۤ إِلَیۡهِ لَتُنَبِّئَنَّهُم بِأَمۡرِهِمۡ هَـٰذَا وَهُمۡ لَا یَشۡعُرُونَ

Nihayet kardesleri, Yusuf'u alıp goturduler ve kuyunun dibine bırakmaya topluca karar verdiler. Biz de ona soyle vahyettik: "Andolsun ki, sen onlara ilerde hic beklemedikleri bir sırada bu yaptıklarını haber vereceksin

16Yûsuf Suresi, 16. Ayet

وَجَاۤءُوۤ أَبَاهُمۡ عِشَاۤءࣰ یَبۡكُونَ

Ve yatsı vakti, aglayarak babalarına geldiler

17Yûsuf Suresi, 17. Ayet

قَالُوا۟ یَـٰۤأَبَانَاۤ إِنَّا ذَهَبۡنَا نَسۡتَبِقُ وَتَرَكۡنَا یُوسُفَ عِندَ مَتَـٰعِنَا فَأَكَلَهُ ٱلذِّئۡبُۖ وَمَاۤ أَنتَ بِمُؤۡمِنࣲ لَّنَا وَلَوۡ كُنَّا صَـٰدِقِینَ

Dediler ki: "Ey babamız! Biz gittik, aramızda yarıs yapıyorduk. Yusuf'u da esyamızın yanına bırakmıstık. Bir de baktık ki, onu kurt yemis. su anda biz dogru da soylesek, yine de sen bize inanacak degilsin

18Yûsuf Suresi, 18. Ayet

وَجَاۤءُو عَلَىٰ قَمِیصِهِۦ بِدَمࣲ كَذِبࣲۚ قَالَ بَلۡ سَوَّلَتۡ لَكُمۡ أَنفُسُكُمۡ أَمۡرࣰاۖ فَصَبۡرࣱ جَمِیلࣱۖ وَٱللَّهُ ٱلۡمُسۡتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ

Bir de gomleginin uzerinde yalandan bir kan getirmislerdi. Babaları dedi ki: "Hayır, nefisleriniz aldatmıs da size bir is yaptırtmıs. Artık bana guzel bir sabır gerekiyor. Bu anlattıklarınıza karsılık yardımına sıgınılacak olan ancak Allah'dır

19Yûsuf Suresi, 19. Ayet

وَجَاۤءَتۡ سَیَّارَةࣱ فَأَرۡسَلُوا۟ وَارِدَهُمۡ فَأَدۡلَىٰ دَلۡوَهُۥۖ قَالَ یَـٰبُشۡرَىٰ هَـٰذَا غُلَـٰمࣱۚ وَأَسَرُّوهُ بِضَـٰعَةࣰۚ وَٱللَّهُ عَلِیمُۢ بِمَا یَعۡمَلُونَ

Daha sonra bir kafile gelmis, sucularını da gondermislerdi. Vardı, kovasını kuyuya saldı, "Mujde hey, mujde! Iste bir cocuk!" dedi. Ve onu satılık bir mal olarak gizleyip korudular. Allah ise onların ne yapacaklarını biliyordu

20Yûsuf Suresi, 20. Ayet

وَشَرَوۡهُ بِثَمَنِۭ بَخۡسࣲ دَرَ ٰ⁠هِمَ مَعۡدُودَةࣲ وَكَانُوا۟ فِیهِ مِنَ ٱلزَّ ٰ⁠هِدِینَ

Ve onu dusuk bir degerle birkac dirheme sattılar. Ona fazla onem vermemislerdi

21Yûsuf Suresi, 21. Ayet

وَقَالَ ٱلَّذِی ٱشۡتَرَىٰهُ مِن مِّصۡرَ لِٱمۡرَأَتِهِۦۤ أَكۡرِمِی مَثۡوَىٰهُ عَسَىٰۤ أَن یَنفَعَنَاۤ أَوۡ نَتَّخِذَهُۥ وَلَدࣰاۚ وَكَذَ ٰ⁠لِكَ مَكَّنَّا لِیُوسُفَ فِی ٱلۡأَرۡضِ وَلِنُعَلِّمَهُۥ مِن تَأۡوِیلِ ٱلۡأَحَادِیثِۚ وَٱللَّهُ غَالِبٌ عَلَىٰۤ أَمۡرِهِۦ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا یَعۡلَمُونَ

Onu satın alan Mısırlı, esine dedi ki: "Buna guzel bak. Bize faydalı olabilir, ya da evlat ediniriz." Yusuf'u boylece oraya yerlestirdik. Ona ruyaların tabirini de ogrettik. Allah emrinde galiptir. Fakat insanların cogu bunu bilmezler

22Yûsuf Suresi, 22. Ayet

وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥۤ ءَاتَیۡنَـٰهُ حُكۡمࣰا وَعِلۡمࣰاۚ وَكَذَ ٰ⁠لِكَ نَجۡزِی ٱلۡمُحۡسِنِینَ

O, tam erginlik cagına gelince, kendisine ilim ve hukum verdik. Iste biz, guzel is yapanları boyle mukafatlandırırız

23Yûsuf Suresi, 23. Ayet

وَرَ ٰ⁠وَدَتۡهُ ٱلَّتِی هُوَ فِی بَیۡتِهَا عَن نَّفۡسِهِۦ وَغَلَّقَتِ ٱلۡأَبۡوَ ٰ⁠بَ وَقَالَتۡ هَیۡتَ لَكَۚ قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِۖ إِنَّهُۥ رَبِّیۤ أَحۡسَنَ مَثۡوَایَۖ إِنَّهُۥ لَا یُفۡلِحُ ٱلظَّـٰلِمُونَ

Derken, evinde bulundugu hanım, onun nefsinden murad alıp yararlanmak istedi. Kapıları kilitledi ve "Haydi beri gel!" dedi. Yusuf: "Allah'a sıgınırım! Muhakkak ki, o (kocan), benim efendim, bana cok guzel baktı. Dogrusu zalimler hic iflah olmazlar" dedi

24Yûsuf Suresi, 24. Ayet

وَلَقَدۡ هَمَّتۡ بِهِۦۖ وَهَمَّ بِهَا لَوۡلَاۤ أَن رَّءَا بُرۡهَـٰنَ رَبِّهِۦۚ كَذَ ٰ⁠لِكَ لِنَصۡرِفَ عَنۡهُ ٱلسُّوۤءَ وَٱلۡفَحۡشَاۤءَۚ إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُخۡلَصِینَ

O hanım, ona gercekten niyeti bozmustu. Eger Rabbinin burhanını gormese idi. Yusuf da ona ozenip gitmisti. Aslında ondan fuhsu ve fenalıgı uzak tutalım diye boyle olmustu. Cunku o bizim ihlasa erdirilmis kullarımızdan biriydi

25Yûsuf Suresi, 25. Ayet

وَٱسۡتَبَقَا ٱلۡبَابَ وَقَدَّتۡ قَمِیصَهُۥ مِن دُبُرࣲ وَأَلۡفَیَا سَیِّدَهَا لَدَا ٱلۡبَابِۚ قَالَتۡ مَا جَزَاۤءُ مَنۡ أَرَادَ بِأَهۡلِكَ سُوۤءًا إِلَّاۤ أَن یُسۡجَنَ أَوۡ عَذَابٌ أَلِیمࣱ

Ikisi de kapıya kostular. Hanım, onun gomlegini arkadan yırttı. Ve kapının yanında hanımın efendisiyle karsı karsıya geldiler. Hanım hemen dedi ki: "Senin esine fenalık yapmak isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya acı bir azaba ugratılmaktan baska ne olabilir

26Yûsuf Suresi, 26. Ayet

قَالَ هِیَ رَ ٰ⁠وَدَتۡنِی عَن نَّفۡسِیۚ وَشَهِدَ شَاهِدࣱ مِّنۡ أَهۡلِهَاۤ إِن كَانَ قَمِیصُهُۥ قُدَّ مِن قُبُلࣲ فَصَدَقَتۡ وَهُوَ مِنَ ٱلۡكَـٰذِبِینَ

Yusuf: "kendisi benden yararlanmak istedi" dedi. Hanımın akrabasından biri de soyle sahitlik etti: "Eger gomlegi onden yırtılmıs ise hanım dogru soylemistir, o zaman bu, yalancılardandır

27Yûsuf Suresi, 27. Ayet

وَإِن كَانَ قَمِیصُهُۥ قُدَّ مِن دُبُرࣲ فَكَذَبَتۡ وَهُوَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِینَ

Yok eger gomlegi arkadan yırtılmıs ise hanım yalan soylemistir, o zaman bu dogru soyleyenlerdendir

28Yûsuf Suresi, 28. Ayet

فَلَمَّا رَءَا قَمِیصَهُۥ قُدَّ مِن دُبُرࣲ قَالَ إِنَّهُۥ مِن كَیۡدِكُنَّۖ إِنَّ كَیۡدَكُنَّ عَظِیمࣱ

Ne zaman ki, gomlegin arkadan yırtılmıs oldugunu gordu, o zaman dedi ki: "Bu is, siz kadınların tuzagındandır. Gercekten de sizin tuzagınız cok buyuktur

29Yûsuf Suresi, 29. Ayet

یُوسُفُ أَعۡرِضۡ عَنۡ هَـٰذَاۚ وَٱسۡتَغۡفِرِی لِذَنۢبِكِۖ إِنَّكِ كُنتِ مِنَ ٱلۡخَاطِـِٔینَ

Yusuf! Sakın sen bundan bahsetme! Kadın! Sen de gunahından dolayı istigfar et. Sen gercekten gunahkarlardan oldun

30Yûsuf Suresi, 30. Ayet

۞ وَقَالَ نِسۡوَةࣱ فِی ٱلۡمَدِینَةِ ٱمۡرَأَتُ ٱلۡعَزِیزِ تُرَ ٰ⁠وِدُ فَتَىٰهَا عَن نَّفۡسِهِۦۖ قَدۡ شَغَفَهَا حُبًّاۖ إِنَّا لَنَرَىٰهَا فِی ضَلَـٰلࣲ مُّبِینࣲ

Sehirde bazı kadınlar da "Azizin karısı, delikanlısından murad almaya kalkmıs, sevgi yuregini yakıp kavuruyormus, goruyoruz ki, kadın cıldırmıs besbelli..." dediler

31Yûsuf Suresi, 31. Ayet

فَلَمَّا سَمِعَتۡ بِمَكۡرِهِنَّ أَرۡسَلَتۡ إِلَیۡهِنَّ وَأَعۡتَدَتۡ لَهُنَّ مُتَّكَـࣰٔا وَءَاتَتۡ كُلَّ وَ ٰ⁠حِدَةࣲ مِّنۡهُنَّ سِكِّینࣰا وَقَالَتِ ٱخۡرُجۡ عَلَیۡهِنَّۖ فَلَمَّا رَأَیۡنَهُۥۤ أَكۡبَرۡنَهُۥ وَقَطَّعۡنَ أَیۡدِیَهُنَّ وَقُلۡنَ حَـٰشَ لِلَّهِ مَا هَـٰذَا بَشَرًا إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا مَلَكࣱ كَرِیمࣱ

Azizin karısı, onların gizliden gizliye dedikodu yaydıklarını isitince, onlara davetci gonderdi ve onlara mukellef bir sofra hazırladı. Her birine bir bıcak verdi, beri taraftan da Yusuf'a "cık karsılarına" dedi. Gorur gormez hepsi onu gozlerinde cok buyuttuler ve (saskınlıkla) ellerini kestiler. Dediler ki: "Hasa! Allah icin, bu bir insan degil, olsa olsa yuce bir melektir

32Yûsuf Suresi, 32. Ayet

قَالَتۡ فَذَ ٰ⁠لِكُنَّ ٱلَّذِی لُمۡتُنَّنِی فِیهِۖ وَلَقَدۡ رَ ٰ⁠وَدتُّهُۥ عَن نَّفۡسِهِۦ فَٱسۡتَعۡصَمَۖ وَلَىِٕن لَّمۡ یَفۡعَلۡ مَاۤ ءَامُرُهُۥ لَیُسۡجَنَنَّ وَلَیَكُونࣰا مِّنَ ٱلصَّـٰغِرِینَ

Iste" dedi, "bu gordugunuz, beni hakkında kınadıgınız (genctir). Yemin ederim ki, ben bunun nefsinden yararlanmak istedim de o, namuslu davrandı. Yine yemin ederim ki, emrimi yerine getirmezse, muhakkak zindana atılacak ve kesinlikle zelillerden olacaktır

33Yûsuf Suresi, 33. Ayet

قَالَ رَبِّ ٱلسِّجۡنُ أَحَبُّ إِلَیَّ مِمَّا یَدۡعُونَنِیۤ إِلَیۡهِۖ وَإِلَّا تَصۡرِفۡ عَنِّی كَیۡدَهُنَّ أَصۡبُ إِلَیۡهِنَّ وَأَكُن مِّنَ ٱلۡجَـٰهِلِینَ

Yusuf dedi ki: "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettikleri seyden daha sevimlidir. Eger sen, bu kadınların tuzaklarını benden uzak tutmazsan, ben onların tuzagına duserim ve cahillik edenlerden olurum

34Yûsuf Suresi, 34. Ayet

فَٱسۡتَجَابَ لَهُۥ رَبُّهُۥ فَصَرَفَ عَنۡهُ كَیۡدَهُنَّۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِیعُ ٱلۡعَلِیمُ

Bunun uzerine Rabbi, onun duasını kabul buyurdu da ondan onların tuzaklarını bertaraf etti. Muhakkak ki O, evet O, hakkiyle isiten, hakkiyle bilendir

35Yûsuf Suresi, 35. Ayet

ثُمَّ بَدَا لَهُم مِّنۢ بَعۡدِ مَا رَأَوُا۟ ٱلۡـَٔایَـٰتِ لَیَسۡجُنُنَّهُۥ حَتَّىٰ حِینࣲ

Bu kadar delili gordukleri halde, sonra yine de Yusuf'u bir sure icin zindana atma dusuncesi agır bastı

36Yûsuf Suresi, 36. Ayet

وَدَخَلَ مَعَهُ ٱلسِّجۡنَ فَتَیَانِۖ قَالَ أَحَدُهُمَاۤ إِنِّیۤ أَرَىٰنِیۤ أَعۡصِرُ خَمۡرࣰاۖ وَقَالَ ٱلۡـَٔاخَرُ إِنِّیۤ أَرَىٰنِیۤ أَحۡمِلُ فَوۡقَ رَأۡسِی خُبۡزࣰا تَأۡكُلُ ٱلطَّیۡرُ مِنۡهُۖ نَبِّئۡنَا بِتَأۡوِیلِهِۦۤۖ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلۡمُحۡسِنِینَ

Zindana onunla birlikte iki delikanlı daha girdi. Birisi dedi ki: "Ruyada kendimi sarap sıkarken gordum". Oteki de dedi ki: "Ben de basımın ustunde ekmek tasıdıgımı, kusların da ondan yedigini gordum. Bize bunun yorumunu haber ver. Cunku biz seni iyilik edenlerden goruyoruz

37Yûsuf Suresi, 37. Ayet

قَالَ لَا یَأۡتِیكُمَا طَعَامࣱ تُرۡزَقَانِهِۦۤ إِلَّا نَبَّأۡتُكُمَا بِتَأۡوِیلِهِۦ قَبۡلَ أَن یَأۡتِیَكُمَاۚ ذَ ٰ⁠لِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنِی رَبِّیۤۚ إِنِّی تَرَكۡتُ مِلَّةَ قَوۡمࣲ لَّا یُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَهُم بِٱلۡـَٔاخِرَةِ هُمۡ كَـٰفِرُونَ

Yusuf dedi ki: "Size yiyecek olarak verilecek bir yemek gelmeden once onun tabirini size bildiririm. Bu, Rabbimin bana ogrettigi ilimlerdendir. Cunku ben Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden bir kavmin dinini terkettim

38Yûsuf Suresi, 38. Ayet

وَٱتَّبَعۡتُ مِلَّةَ ءَابَاۤءِیۤ إِبۡرَ ٰ⁠هِیمَ وَإِسۡحَـٰقَ وَیَعۡقُوبَۚ مَا كَانَ لَنَاۤ أَن نُّشۡرِكَ بِٱللَّهِ مِن شَیۡءࣲۚ ذَ ٰ⁠لِكَ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ عَلَیۡنَا وَعَلَى ٱلنَّاسِ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا یَشۡكُرُونَ

Atalarım Ibrahim, Ishak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a hicbir seyi ortak tutmamız olmaz. Bu, bize ve insanlara Allah'ın bir lutfudur. Fakat insanların cogu sukretmezler

39Yûsuf Suresi, 39. Ayet

یَـٰصَـٰحِبَیِ ٱلسِّجۡنِ ءَأَرۡبَابࣱ مُّتَفَرِّقُونَ خَیۡرٌ أَمِ ٱللَّهُ ٱلۡوَ ٰ⁠حِدُ ٱلۡقَهَّارُ

Ey benim zindan arkadaslarım! Ayrı ayrı bircok tanrılar mı daha hayırlı, yoksa herseye hakim ve galip olan bir tek Allah mı

40Yûsuf Suresi, 40. Ayet

مَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِهِۦۤ إِلَّاۤ أَسۡمَاۤءࣰ سَمَّیۡتُمُوهَاۤ أَنتُمۡ وَءَابَاۤؤُكُم مَّاۤ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَـٰنٍۚ إِنِ ٱلۡحُكۡمُ إِلَّا لِلَّهِ أَمَرَ أَلَّا تَعۡبُدُوۤا۟ إِلَّاۤ إِیَّاهُۚ ذَ ٰ⁠لِكَ ٱلدِّینُ ٱلۡقَیِّمُ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا یَعۡلَمُونَ

Sizin Allah'ı bırakıp da o taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurdugu birtakım isimlerden baska bir sey degildir. Bunlara tapmanız icin Allah hicbir delil indirmis degildir. Hukum ancak Allah'a aittir: O, size, kendisinden baskasına tapmamanızı emretti. Iste dosdogru din budur. Fakat insanların cogu bunu bilmezler

41Yûsuf Suresi, 41. Ayet

یَـٰصَـٰحِبَیِ ٱلسِّجۡنِ أَمَّاۤ أَحَدُكُمَا فَیَسۡقِی رَبَّهُۥ خَمۡرࣰاۖ وَأَمَّا ٱلۡـَٔاخَرُ فَیُصۡلَبُ فَتَأۡكُلُ ٱلطَّیۡرُ مِن رَّأۡسِهِۦۚ قُضِیَ ٱلۡأَمۡرُ ٱلَّذِی فِیهِ تَسۡتَفۡتِیَانِ

Ey benim zindan arkadaslarım! Biriniz efendisine yine sarap sunacak. Digeri de asılacak, kuslar basından yiyecekler. Iste ogrenmek istediginiz is boylece halloldu

42Yûsuf Suresi, 42. Ayet

وَقَالَ لِلَّذِی ظَنَّ أَنَّهُۥ نَاجࣲ مِّنۡهُمَا ٱذۡكُرۡنِی عِندَ رَبِّكَ فَأَنسَىٰهُ ٱلشَّیۡطَـٰنُ ذِكۡرَ رَبِّهِۦ فَلَبِثَ فِی ٱلسِّجۡنِ بِضۡعَ سِنِینَ

Yusuf, hapisten kurtulacagına inandıgı o ikiden birine dedi ki: "Beni efendinin yanında an". (Benden soz et ki, beni kurtarsın). Fakat Seytan, ona, efendisinin yanında anmayı unutturdu. Bu yuzden Yusuf, daha yıllarca zindanda kaldı

43Yûsuf Suresi, 43. Ayet

وَقَالَ ٱلۡمَلِكُ إِنِّیۤ أَرَىٰ سَبۡعَ بَقَرَ ٰ⁠تࣲ سِمَانࣲ یَأۡكُلُهُنَّ سَبۡعٌ عِجَافࣱ وَسَبۡعَ سُنۢبُلَـٰتٍ خُضۡرࣲ وَأُخَرَ یَابِسَـٰتࣲۖ یَـٰۤأَیُّهَا ٱلۡمَلَأُ أَفۡتُونِی فِی رُءۡیَـٰیَ إِن كُنتُمۡ لِلرُّءۡیَا تَعۡبُرُونَ

Bir gun melik (hukumdar) dedi ki: "Ben ruyamda yedi cılız inegin yedi semiz inegi yedigini ve yedi yesil basakla yedi kuru basak goruyorum. Ey ileri gelenler! Siz ruya tabir edebiliyorsanız benim bu ruyamın tabirini bana bildirin

44Yûsuf Suresi, 44. Ayet

قَالُوۤا۟ أَضۡغَـٰثُ أَحۡلَـٰمࣲۖ وَمَا نَحۡنُ بِتَأۡوِیلِ ٱلۡأَحۡلَـٰمِ بِعَـٰلِمِینَ

Dediler ki: "Ruya dedigin sey karmakarısık hayallerdir. Biz ise boyle karısık hayallerin yorumunu bilemeyiz

45Yûsuf Suresi, 45. Ayet

وَقَالَ ٱلَّذِی نَجَا مِنۡهُمَا وَٱدَّكَرَ بَعۡدَ أُمَّةٍ أَنَا۠ أُنَبِّئُكُم بِتَأۡوِیلِهِۦ فَأَرۡسِلُونِ

O ikiden kurtulmus olanı nice zamandan sonra hatırladı da dedi ki: "Ben size o ruyanın tabirini haber veririm, hemen beni gonderin

46Yûsuf Suresi, 46. Ayet

یُوسُفُ أَیُّهَا ٱلصِّدِّیقُ أَفۡتِنَا فِی سَبۡعِ بَقَرَ ٰ⁠تࣲ سِمَانࣲ یَأۡكُلُهُنَّ سَبۡعٌ عِجَافࣱ وَسَبۡعِ سُنۢبُلَـٰتٍ خُضۡرࣲ وَأُخَرَ یَابِسَـٰتࣲ لَّعَلِّیۤ أَرۡجِعُ إِلَى ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ یَعۡلَمُونَ

Ey Yusuf, ey dogru sozlu! Bize sunu hallet: Yedi semiz inegi, yedi cılız inek yiyor. Ve yedi yesil basakla diger yedi kuru basak. Umarım ki, o insanlara dogru cevap ile donerim, onlar da (senin kadrini) bilirler

47Yûsuf Suresi, 47. Ayet

قَالَ تَزۡرَعُونَ سَبۡعَ سِنِینَ دَأَبࣰا فَمَا حَصَدتُّمۡ فَذَرُوهُ فِی سُنۢبُلِهِۦۤ إِلَّا قَلِیلࣰا مِّمَّا تَأۡكُلُونَ

Dedi ki: "Yedi sene eskisi gibi ekeceksiniz, bictiklerinizi basagında bırakınız, biraz yiyeceginizden baska

48Yûsuf Suresi, 48. Ayet

ثُمَّ یَأۡتِی مِنۢ بَعۡدِ ذَ ٰ⁠لِكَ سَبۡعࣱ شِدَادࣱ یَأۡكُلۡنَ مَا قَدَّمۡتُمۡ لَهُنَّ إِلَّا قَلِیلࣰا مِّمَّا تُحۡصِنُونَ

Sonra onun arkasından yedi kurak sene gelecek, onceki biriktirdiklerinizin biraz saklayacagınızdan baskasını yiyip bitirecek

49Yûsuf Suresi, 49. Ayet

ثُمَّ یَأۡتِی مِنۢ بَعۡدِ ذَ ٰ⁠لِكَ عَامࣱ فِیهِ یُغَاثُ ٱلنَّاسُ وَفِیهِ یَعۡصِرُونَ

Sonra da onun arkasından yagıslı bir sene gelecek ki, halk onda sıkıntıdan kurtulacak, (uzum, zeytin gibi mahsulleri) sıkıp faydalanacak

50Yûsuf Suresi, 50. Ayet

وَقَالَ ٱلۡمَلِكُ ٱئۡتُونِی بِهِۦۖ فَلَمَّا جَاۤءَهُ ٱلرَّسُولُ قَالَ ٱرۡجِعۡ إِلَىٰ رَبِّكَ فَسۡـَٔلۡهُ مَا بَالُ ٱلنِّسۡوَةِ ٱلَّـٰتِی قَطَّعۡنَ أَیۡدِیَهُنَّۚ إِنَّ رَبِّی بِكَیۡدِهِنَّ عَلِیمࣱ

O hukumdar "Onu bana getirin" dedi. Emir uzerine Yusuf'a gonderilen adam yanına gelince, Yusuf ona dedi ki: "Haydi efendine geri don de, ona sor bakalım, o ellerini kesen kadınların maksatları ne imis? Hic suphe yok ki, Rabbim, onların oyunlarını cokiyi bilir

51Yûsuf Suresi, 51. Ayet

قَالَ مَا خَطۡبُكُنَّ إِذۡ رَ ٰ⁠وَدتُّنَّ یُوسُفَ عَن نَّفۡسِهِۦۚ قُلۡنَ حَـٰشَ لِلَّهِ مَا عَلِمۡنَا عَلَیۡهِ مِن سُوۤءࣲۚ قَالَتِ ٱمۡرَأَتُ ٱلۡعَزِیزِ ٱلۡـَٔـٰنَ حَصۡحَصَ ٱلۡحَقُّ أَنَا۠ رَ ٰ⁠وَدتُّهُۥ عَن نَّفۡسِهِۦ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلصَّـٰدِقِینَ

Hukumdar, o kadınlara "Derdiniz neydi ki, o vakit Yusuf'un nefsinden murad almaya kalktınız?" dedi. Onlar "Hasa, Allah icin, biz onun aleyhinde hicbir fenalık bilmiyoruz" dediler. Aziz'in, karısı da: "Simdi hak ve hakikat oldugu gibi ortaya cıktı. Aslında onun nefsinden ben murad almak istedim. O ise seksiz suphesiz dogrulardandır" dedi

52Yûsuf Suresi, 52. Ayet

ذَ ٰ⁠لِكَ لِیَعۡلَمَ أَنِّی لَمۡ أَخُنۡهُ بِٱلۡغَیۡبِ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا یَهۡدِی كَیۡدَ ٱلۡخَاۤىِٕنِینَ

(Yusuf dedi ki): Iste bu sunun icindir: Bilsin ki, ben ona arkasından hainlik etmedim. Gercekten Allah hainlerin hilesini basarıya ulastırmaz

53Yûsuf Suresi, 53. Ayet

۞ وَمَاۤ أُبَرِّئُ نَفۡسِیۤۚ إِنَّ ٱلنَّفۡسَ لَأَمَّارَةُۢ بِٱلسُّوۤءِ إِلَّا مَا رَحِمَ رَبِّیۤۚ إِنَّ رَبِّی غَفُورࣱ رَّحِیمࣱ

Ben yine de nefsimi temize cıkarmıyorum. Cunku nefis siddetle kotulugu emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyle yarlıgadıgı mustesna. Muhakkak ki, Rabbim bagıslayıcı ve merhametlidir

54Yûsuf Suresi, 54. Ayet

وَقَالَ ٱلۡمَلِكُ ٱئۡتُونِی بِهِۦۤ أَسۡتَخۡلِصۡهُ لِنَفۡسِیۖ فَلَمَّا كَلَّمَهُۥ قَالَ إِنَّكَ ٱلۡیَوۡمَ لَدَیۡنَا مَكِینٌ أَمِینࣱ

Hukumdar dedi ki: "Onu bana getirin, kendime tahsis edeyim." Sonra onunla konusunca da: "Sen bugun yanımızda gercekten buyuk bir mevki sahibisin, guvenilir birisin" dedi

55Yûsuf Suresi, 55. Ayet

قَالَ ٱجۡعَلۡنِی عَلَىٰ خَزَاۤىِٕنِ ٱلۡأَرۡضِۖ إِنِّی حَفِیظٌ عَلِیمࣱ

O da, ona dedi ki: "Beni bu ulkenin hazineleri uzerine getir. Cunku iyi korurum, iyi bilirim

56Yûsuf Suresi, 56. Ayet

وَكَذَ ٰ⁠لِكَ مَكَّنَّا لِیُوسُفَ فِی ٱلۡأَرۡضِ یَتَبَوَّأُ مِنۡهَا حَیۡثُ یَشَاۤءُۚ نُصِیبُ بِرَحۡمَتِنَا مَن نَّشَاۤءُۖ وَلَا نُضِیعُ أَجۡرَ ٱلۡمُحۡسِنِینَ

Ve iste biz boylece Yusuf'u o yerde temkin ettik (yerlestirdik). Neresinde isterse orada makam tutuyordu. Biz rahmetimizi diledigimize nasip ederiz. Ve iyilik edenlerin mukafatını zayi etmeyiz

57Yûsuf Suresi, 57. Ayet

وَلَأَجۡرُ ٱلۡـَٔاخِرَةِ خَیۡرࣱ لِّلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ یَتَّقُونَ

Iman edip takva yolunu tutanlar icin elbette ahiret mukafatı daha hayırlıdır

58Yûsuf Suresi, 58. Ayet

وَجَاۤءَ إِخۡوَةُ یُوسُفَ فَدَخَلُوا۟ عَلَیۡهِ فَعَرَفَهُمۡ وَهُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ

(Bir gun) Yusuf'un kardesleri cıkageldiler ve onun yanına girdiler. O, onları gorur gormez tanıdı, oysa onlar onu tanıyamamıslardı

59Yûsuf Suresi, 59. Ayet

وَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمۡ قَالَ ٱئۡتُونِی بِأَخࣲ لَّكُم مِّنۡ أَبِیكُمۡۚ أَلَا تَرَوۡنَ أَنِّیۤ أُوفِی ٱلۡكَیۡلَ وَأَنَا۠ خَیۡرُ ٱلۡمُنزِلِینَ

Ne zaman ki onların butun hazırlıklarını tamamladı, o zaman dedi ki: "Babanızdan olan obur kardesinizi de bana getirin. Goruyorsunuz ya, ben olcegi tam olcuyorum ve ben konukseverlerin en hayırlısıyım

60Yûsuf Suresi, 60. Ayet

فَإِن لَّمۡ تَأۡتُونِی بِهِۦ فَلَا كَیۡلَ لَكُمۡ عِندِی وَلَا تَقۡرَبُونِ

Siz eger onu bana getirmezseniz, bir daha size hic kile yok, (bir olcek bile zahire alamazsınız) yanıma da yaklasmayın

61Yûsuf Suresi, 61. Ayet

قَالُوا۟ سَنُرَ ٰ⁠وِدُ عَنۡهُ أَبَاهُ وَإِنَّا لَفَـٰعِلُونَ

Dediler ki: "Onun icin babasından izin almaya calısacagız. Her halu karda bunu yapacagz

62Yûsuf Suresi, 62. Ayet

وَقَالَ لِفِتۡیَـٰنِهِ ٱجۡعَلُوا۟ بِضَـٰعَتَهُمۡ فِی رِحَالِهِمۡ لَعَلَّهُمۡ یَعۡرِفُونَهَاۤ إِذَا ٱنقَلَبُوۤا۟ إِلَىٰۤ أَهۡلِهِمۡ لَعَلَّهُمۡ یَرۡجِعُونَ

Yusuf bir taraftan da adamlarına tenbih etti: "Sermayelerini yuklerinin icine koyuverin, belki ailelerinin yanına donunce farkına varırlar ve belki yine gelirler" dedi

63Yûsuf Suresi, 63. Ayet

فَلَمَّا رَجَعُوۤا۟ إِلَىٰۤ أَبِیهِمۡ قَالُوا۟ یَـٰۤأَبَانَا مُنِعَ مِنَّا ٱلۡكَیۡلُ فَأَرۡسِلۡ مَعَنَاۤ أَخَانَا نَكۡتَلۡ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَـٰفِظُونَ

Boylece donup babalarına geldikleri vakit, dediler ki: "Ey babamız! Bizden olcek menedildi (bize zahire verilmeyecek). Bu kere kardesimizi de bizimle gonder ki, olcek alabilelim. Biz onu kesinlikle koruyacagız

64Yûsuf Suresi, 64. Ayet

قَالَ هَلۡ ءَامَنُكُمۡ عَلَیۡهِ إِلَّا كَمَاۤ أَمِنتُكُمۡ عَلَىٰۤ أَخِیهِ مِن قَبۡلُ فَٱللَّهُ خَیۡرٌ حَـٰفِظࣰاۖ وَهُوَ أَرۡحَمُ ٱلرَّ ٰ⁠حِمِینَ

Babaları dedi ki: "Ben onu size nasıl emanet ederim? Ya bundan once kardesini emanet ettigimde olan gibi olursa! En hayırlı koruyucu Allah'dır ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir

65Yûsuf Suresi, 65. Ayet

وَلَمَّا فَتَحُوا۟ مَتَـٰعَهُمۡ وَجَدُوا۟ بِضَـٰعَتَهُمۡ رُدَّتۡ إِلَیۡهِمۡۖ قَالُوا۟ یَـٰۤأَبَانَا مَا نَبۡغِیۖ هَـٰذِهِۦ بِضَـٰعَتُنَا رُدَّتۡ إِلَیۡنَاۖ وَنَمِیرُ أَهۡلَنَا وَنَحۡفَظُ أَخَانَا وَنَزۡدَادُ كَیۡلَ بَعِیرࣲۖ ذَ ٰ⁠لِكَ كَیۡلࣱ یَسِیرࣱ

Derken yuklerini actılar ve sermayelerini kendilerine geri verilmis olarak buldular. Dediler ki: "Ey babamız! Daha ne isteriz? Iste sermayelerimiz de bize iade edilmis. Bununla yine ailemize zahire alır getiririz, kardesimizi de koruruz, ustelik biryuk daha fazla zahire alırız. Zaten bu aldıgımız pek az bir zahiredir

66Yûsuf Suresi, 66. Ayet

قَالَ لَنۡ أُرۡسِلَهُۥ مَعَكُمۡ حَتَّىٰ تُؤۡتُونِ مَوۡثِقࣰا مِّنَ ٱللَّهِ لَتَأۡتُنَّنِی بِهِۦۤ إِلَّاۤ أَن یُحَاطَ بِكُمۡۖ فَلَمَّاۤ ءَاتَوۡهُ مَوۡثِقَهُمۡ قَالَ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَا نَقُولُ وَكِیلࣱ

Babaları dedi ki: "Hepiniz caresiz kalmadıkca onu bana mutlaka getireceginize dair Allah'dan bir yemin vermedikce, onu, kesinlikle sizinle gondermem". Onlar da Allah'a and icerek babalarına soz verince, babaları dedi ki: "Bu soylediklerinize Allah vekildir

67Yûsuf Suresi, 67. Ayet

وَقَالَ یَـٰبَنِیَّ لَا تَدۡخُلُوا۟ مِنۢ بَابࣲ وَ ٰ⁠حِدࣲ وَٱدۡخُلُوا۟ مِنۡ أَبۡوَ ٰ⁠بࣲ مُّتَفَرِّقَةࣲۖ وَمَاۤ أُغۡنِی عَنكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن شَیۡءٍۖ إِنِ ٱلۡحُكۡمُ إِلَّا لِلَّهِۖ عَلَیۡهِ تَوَكَّلۡتُۖ وَعَلَیۡهِ فَلۡیَتَوَكَّلِ ٱلۡمُتَوَكِّلُونَ

Ve dedi ki: "Ey yavrularım! (sehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin de ayrı ayrı kapılardan girin. Gerci ben ne yapsam, Allah'ın takdirini sizden engelleyemem. Hukum yalnızca Allah'ındır. Onun icin butun tevekkul edenler O'na tevekkul etmelidirler

68Yûsuf Suresi, 68. Ayet

وَلَمَّا دَخَلُوا۟ مِنۡ حَیۡثُ أَمَرَهُمۡ أَبُوهُم مَّا كَانَ یُغۡنِی عَنۡهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن شَیۡءٍ إِلَّا حَاجَةࣰ فِی نَفۡسِ یَعۡقُوبَ قَضَىٰهَاۚ وَإِنَّهُۥ لَذُو عِلۡمࣲ لِّمَا عَلَّمۡنَـٰهُ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا یَعۡلَمُونَ

Ne zaman ki, sehre vardılar, o zaman babalarının kendilerine emrettigi sekilde girdiler. (Gerci bu sekilde girmeleri) onlar hakında Allah'ın takdir ettigi hicbir seyi onleyemezdi, bu sadece Yakub'un icinden gecirdigi bir istegin yerine getirilmesi oldu. Suphesiz o, ilim sahibiydi, cunku ona biz ogretmistik. Fakat insanların cogu bunu bilmezler

69Yûsuf Suresi, 69. Ayet

وَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَىٰ یُوسُفَ ءَاوَىٰۤ إِلَیۡهِ أَخَاهُۖ قَالَ إِنِّیۤ أَنَا۠ أَخُوكَ فَلَا تَبۡتَىِٕسۡ بِمَا كَانُوا۟ یَعۡمَلُونَ

Yusuf'un yanına girdikleri vakit, o, kardesini (Bunyamin'i) yanında alıkoydu. Dedi ki: "Bilesin, ben, senin kardesinim! Iste bundan dolayı onların yapacaklarına sakın uzulme

70Yûsuf Suresi, 70. Ayet

فَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمۡ جَعَلَ ٱلسِّقَایَةَ فِی رَحۡلِ أَخِیهِ ثُمَّ أَذَّنَ مُؤَذِّنٌ أَیَّتُهَا ٱلۡعِیرُ إِنَّكُمۡ لَسَـٰرِقُونَ

Sonra onların butun hazırlıklarını gorunce, su kabını kardesinin yukunun icine koydu. Sonra bir tellal soyle bagırdı: "Hey kervan! Siz hırsızsınız, hırsız

71Yûsuf Suresi, 71. Ayet

قَالُوا۟ وَأَقۡبَلُوا۟ عَلَیۡهِم مَّاذَا تَفۡقِدُونَ

Bunlara donduler de dediler ki: "Ne arıyorsunuz

72Yûsuf Suresi, 72. Ayet

قَالُوا۟ نَفۡقِدُ صُوَاعَ ٱلۡمَلِكِ وَلِمَن جَاۤءَ بِهِۦ حِمۡلُ بَعِیرࣲ وَأَنَا۠ بِهِۦ زَعِیمࣱ

Onlar da dediler ki: "Hukumdarın su kabını arıyoruz. Onu bulup getirene bir yuk zahire var. Ustelik o tas bana zimmetlidir

73Yûsuf Suresi, 73. Ayet

قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدۡ عَلِمۡتُم مَّا جِئۡنَا لِنُفۡسِدَ فِی ٱلۡأَرۡضِ وَمَا كُنَّا سَـٰرِقِینَ

Allah'a yemin ederiz ki," dediler, "Muhakkak siz de anlamıssınızdır ya, biz buraya fesat cıkarmak icin gelmedik. Biz hırsız da degiliz

74Yûsuf Suresi, 74. Ayet

قَالُوا۟ فَمَا جَزَ ٰ⁠ۤؤُهُۥۤ إِن كُنتُمۡ كَـٰذِبِینَ

Peki yalancı cıkarsanız onun (hırsızlık edenin) cezası nedir?" dediler

75Yûsuf Suresi, 75. Ayet

قَالُوا۟ جَزَ ٰ⁠ۤؤُهُۥ مَن وُجِدَ فِی رَحۡلِهِۦ فَهُوَ جَزَ ٰ⁠ۤؤُهُۥۚ كَذَ ٰ⁠لِكَ نَجۡزِی ٱلظَّـٰلِمِینَ

Kimin yukunde cıkarsa, o kendisi onun cezasıdır. Biz zalimlere iste boyle ceza veririz

76Yûsuf Suresi, 76. Ayet

فَبَدَأَ بِأَوۡعِیَتِهِمۡ قَبۡلَ وِعَاۤءِ أَخِیهِ ثُمَّ ٱسۡتَخۡرَجَهَا مِن وِعَاۤءِ أَخِیهِۚ كَذَ ٰ⁠لِكَ كِدۡنَا لِیُوسُفَۖ مَا كَانَ لِیَأۡخُذَ أَخَاهُ فِی دِینِ ٱلۡمَلِكِ إِلَّاۤ أَن یَشَاۤءَ ٱللَّهُۚ نَرۡفَعُ دَرَجَـٰتࣲ مَّن نَّشَاۤءُۗ وَفَوۡقَ كُلِّ ذِی عِلۡمٍ عَلِیمࣱ

Bunun uzerine Yusuf, kardesinin esyalarından once onların esyalarını aramaya basladı. Sonra su kabını kardesinin yukunun icinden cıkardı. Iste Yusuf'a biz boyle bir oyun ogrettik. Melikin kanunlarına gore, kardesini alıkoymasına imkan yoktu. Ancak Allah dilerse o baska. Biz diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Ve her bilgi sahibinin ustunde bir baska bilen vardır

77Yûsuf Suresi, 77. Ayet

۞ قَالُوۤا۟ إِن یَسۡرِقۡ فَقَدۡ سَرَقَ أَخࣱ لَّهُۥ مِن قَبۡلُۚ فَأَسَرَّهَا یُوسُفُ فِی نَفۡسِهِۦ وَلَمۡ یُبۡدِهَا لَهُمۡۚ قَالَ أَنتُمۡ شَرࣱّ مَّكَانࣰاۖ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا تَصِفُونَ

Dediler ki: "Eger o calmıssa, daha once bunun kardesi de calmıstı". O vakit Yusuf bunu icine attı, onlara hic belli etmeden: "Siz cok fena bir mevkidesiniz, ne sıfat verdiginizi Allah cok iyi biliyor" dedi

78Yûsuf Suresi, 78. Ayet

قَالُوا۟ یَـٰۤأَیُّهَا ٱلۡعَزِیزُ إِنَّ لَهُۥۤ أَبࣰا شَیۡخࣰا كَبِیرࣰا فَخُذۡ أَحَدَنَا مَكَانَهُۥۤۖ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلۡمُحۡسِنِینَ

Dediler ki: "Ey vezir! Emin ol ki, bunun cok yaslı bir babası var. Onun icin yerine birimizi al. Gercekten de biz seni iyilik edenlerden goruyoruz

79Yûsuf Suresi, 79. Ayet

قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ أَن نَّأۡخُذَ إِلَّا مَن وَجَدۡنَا مَتَـٰعَنَا عِندَهُۥۤ إِنَّاۤ إِذࣰا لَّظَـٰلِمُونَ

O dedi ki: "Esyamızı yanında buldugumuzdan baskasını tutuklamaktan Allah korusun. Cunku oyle yaparsak zalimlerden oluruz

80Yûsuf Suresi, 80. Ayet

فَلَمَّا ٱسۡتَیۡـَٔسُوا۟ مِنۡهُ خَلَصُوا۟ نَجِیࣰّاۖ قَالَ كَبِیرُهُمۡ أَلَمۡ تَعۡلَمُوۤا۟ أَنَّ أَبَاكُمۡ قَدۡ أَخَذَ عَلَیۡكُم مَّوۡثِقࣰا مِّنَ ٱللَّهِ وَمِن قَبۡلُ مَا فَرَّطتُمۡ فِی یُوسُفَۖ فَلَنۡ أَبۡرَحَ ٱلۡأَرۡضَ حَتَّىٰ یَأۡذَنَ لِیۤ أَبِیۤ أَوۡ یَحۡكُمَ ٱللَّهُ لِیۖ وَهُوَ خَیۡرُ ٱلۡحَـٰكِمِینَ

Ne zaman ki, onlar, onu kurtarmaktan umit kestiler, o zaman fısıldasarak oradan uzaklastılar. Buyukleri dedi ki: "Babanızın sizden Allah adına ahit aldıgını ve daha once Yusuf konusunda ettiginiz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya Allah hakkımda bir hukum verinceye kadar ben artık burdan ayrılmam. Allah, hukum verenlerin en hayırlısıdır

81Yûsuf Suresi, 81. Ayet

ٱرۡجِعُوۤا۟ إِلَىٰۤ أَبِیكُمۡ فَقُولُوا۟ یَـٰۤأَبَانَاۤ إِنَّ ٱبۡنَكَ سَرَقَ وَمَا شَهِدۡنَاۤ إِلَّا بِمَا عَلِمۡنَا وَمَا كُنَّا لِلۡغَیۡبِ حَـٰفِظِینَ

Siz donun de babanıza deyin ki: Ey babamız! Inan ki, oglun hırsızlık yaptı. Biz ancak bildigimize sahitlik ediyoruz. Yoksa gaybın bekcileri degiliz

82Yûsuf Suresi, 82. Ayet

وَسۡـَٔلِ ٱلۡقَرۡیَةَ ٱلَّتِی كُنَّا فِیهَا وَٱلۡعِیرَ ٱلَّتِیۤ أَقۡبَلۡنَا فِیهَاۖ وَإِنَّا لَصَـٰدِقُونَ

Hem orada bulundugumuz sehir halkına, hem icinde bulundugumuz kervana sor. Ve emin ol ki, biz kesinlikle dogru soyluyoruz

83Yûsuf Suresi, 83. Ayet

قَالَ بَلۡ سَوَّلَتۡ لَكُمۡ أَنفُسُكُمۡ أَمۡرࣰاۖ فَصَبۡرࣱ جَمِیلٌۖ عَسَى ٱللَّهُ أَن یَأۡتِیَنِی بِهِمۡ جَمِیعًاۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَلِیمُ ٱلۡحَكِیمُ

Babaları dedi ki: "Hayır, sizi nefisleriniz altadıp bir ise suruklemis. Artık bana guzel guzel sabretmek dusuyor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir. Cunku O, her seyi bilir, hukum ve hikmet sahibidir

84Yûsuf Suresi, 84. Ayet

وَتَوَلَّىٰ عَنۡهُمۡ وَقَالَ یَـٰۤأَسَفَىٰ عَلَىٰ یُوسُفَ وَٱبۡیَضَّتۡ عَیۡنَاهُ مِنَ ٱلۡحُزۡنِ فَهُوَ كَظِیمࣱ

Ve onlardan yuz cevirdi de: "Ey Yusuf'un atesi, yetti artık, yetti!" dedi. Ve uzuntuden gozlerine ak dustu. Artık yutkunuyor da yutkunuyordu

85Yûsuf Suresi, 85. Ayet

قَالُوا۟ تَٱللَّهِ تَفۡتَؤُا۟ تَذۡكُرُ یُوسُفَ حَتَّىٰ تَكُونَ حَرَضًا أَوۡ تَكُونَ مِنَ ٱلۡهَـٰلِكِینَ

Dediler ki: "Hala Yusuf'u sayıklayıp duruyorsun. Allah'a yemin ederiz ki, sonunda eriyip gideceksin, tukenip helak olacaksın. Hayret dogrusu

86Yûsuf Suresi, 86. Ayet

قَالَ إِنَّمَاۤ أَشۡكُوا۟ بَثِّی وَحُزۡنِیۤ إِلَى ٱللَّهِ وَأَعۡلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ

Dedi ki: "Ben huznumu, kederimi ancak Allah'a sikayet ederim ve Allah tarafından sizin bilmediginiz seyleri de bilirim

87Yûsuf Suresi, 87. Ayet

یَـٰبَنِیَّ ٱذۡهَبُوا۟ فَتَحَسَّسُوا۟ مِن یُوسُفَ وَأَخِیهِ وَلَا تَا۟یۡـَٔسُوا۟ مِن رَّوۡحِ ٱللَّهِۖ إِنَّهُۥ لَا یَا۟یۡـَٔسُ مِن رَّوۡحِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلۡكَـٰفِرُونَ

Ey ogullarım, gidin, Yusuf'u ve kardesini arastırın. Allah'ın rahmetinden umit kesmeyin; zira kafir kavimden baskası Allah'ın rahmetinden umit kesmez

88Yûsuf Suresi, 88. Ayet

فَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَیۡهِ قَالُوا۟ یَـٰۤأَیُّهَا ٱلۡعَزِیزُ مَسَّنَا وَأَهۡلَنَا ٱلضُّرُّ وَجِئۡنَا بِبِضَـٰعَةࣲ مُّزۡجَىٰةࣲ فَأَوۡفِ لَنَا ٱلۡكَیۡلَ وَتَصَدَّقۡ عَلَیۡنَاۤۖ إِنَّ ٱللَّهَ یَجۡزِی ٱلۡمُتَصَدِّقِینَ

Sonra (Mısır'a gidip) onun huzuruna girince, dediler ki: "Ey sanlı vezir! Biz ve coluk cocugumuz sıkıntı icindeyiz. Pek az bir sermaye ile geldik. Sen bize yine olcek (zahire) ver, ayrıca sadaka da ihsan eyle. Cunku Allah sadaka verenleri muhakkak mukafatlandırır

89Yûsuf Suresi, 89. Ayet

قَالَ هَلۡ عَلِمۡتُم مَّا فَعَلۡتُم بِیُوسُفَ وَأَخِیهِ إِذۡ أَنتُمۡ جَـٰهِلُونَ

O dedi ki: "Siz cahilliginizde Yusuf'a ve kardesine ne yaptıgınızı biliyor musunuz

90Yûsuf Suresi, 90. Ayet

قَالُوۤا۟ أَءِنَّكَ لَأَنتَ یُوسُفُۖ قَالَ أَنَا۠ یُوسُفُ وَهَـٰذَاۤ أَخِیۖ قَدۡ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَیۡنَاۤۖ إِنَّهُۥ مَن یَتَّقِ وَیَصۡبِرۡ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا یُضِیعُ أَجۡرَ ٱلۡمُحۡسِنِینَ

Onlar "Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?" dediler. O da "Ben Yusuf'um, bu da kardesim" dedi, "Dogrusu Allah, bizi, lutfuyla nimetlendirdi. Gercekten de kim Allah'dan korkar ve sabrederse, Allah, muhakkak ki, guzel isler yapanların mukafatını zayi etmez

91Yûsuf Suresi, 91. Ayet

قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدۡ ءَاثَرَكَ ٱللَّهُ عَلَیۡنَا وَإِن كُنَّا لَخَـٰطِـِٔینَ

Dediler ki: "Allah'a yemin olsun, Allah seni bize ustun kıldı. Biz gercekten de buyuk hata islemistik

92Yûsuf Suresi, 92. Ayet

قَالَ لَا تَثۡرِیبَ عَلَیۡكُمُ ٱلۡیَوۡمَۖ یَغۡفِرُ ٱللَّهُ لَكُمۡۖ وَهُوَ أَرۡحَمُ ٱلرَّ ٰ⁠حِمِینَ

Yusuf dedi: "Bugun size bir ayıplama ve azarlama yoktur. Allah, sizi, magfiretiyle bagıslasın. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir

93Yûsuf Suresi, 93. Ayet

ٱذۡهَبُوا۟ بِقَمِیصِی هَـٰذَا فَأَلۡقُوهُ عَلَىٰ وَجۡهِ أَبِی یَأۡتِ بَصِیرࣰا وَأۡتُونِی بِأَهۡلِكُمۡ أَجۡمَعِینَ

Alın su gomlegimi goturun de babamın yuzune surun, gozu acılır. Ve butun ailenizle toplanıp bana gelin

94Yûsuf Suresi, 94. Ayet

وَلَمَّا فَصَلَتِ ٱلۡعِیرُ قَالَ أَبُوهُمۡ إِنِّی لَأَجِدُ رِیحَ یُوسُفَۖ لَوۡلَاۤ أَن تُفَنِّدُونِ

Ne zaman ki, kafile (Mısır'dan) ayrıldı, oteden babaları dedi ki: "Eger bana bunak demezseniz, dogrusu ben Yusuf'un kokusunu alıyorum

95Yûsuf Suresi, 95. Ayet

قَالُوا۟ تَٱللَّهِ إِنَّكَ لَفِی ضَلَـٰلِكَ ٱلۡقَدِیمِ

Dediler ki: "Vallahi sen hala o eski saskınlıgındasın

96Yûsuf Suresi, 96. Ayet

فَلَمَّاۤ أَن جَاۤءَ ٱلۡبَشِیرُ أَلۡقَىٰهُ عَلَىٰ وَجۡهِهِۦ فَٱرۡتَدَّ بَصِیرࣰاۖ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ إِنِّیۤ أَعۡلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ

Fakat ne zaman ki, gercekten mujdeci geldi, gomlegi Yakub'un yuzune koydu, hemen gozu acıldı. "Ben size demedim mi, ben Allah'dan sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi

97Yûsuf Suresi, 97. Ayet

قَالُوا۟ یَـٰۤأَبَانَا ٱسۡتَغۡفِرۡ لَنَا ذُنُوبَنَاۤ إِنَّا كُنَّا خَـٰطِـِٔینَ

Dediler ki: "Ey babamız, bizim icin Allah'a istigfar eyle. Biz gercekten buyuk gunah islemistik

98Yûsuf Suresi, 98. Ayet

قَالَ سَوۡفَ أَسۡتَغۡفِرُ لَكُمۡ رَبِّیۤۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِیمُ

Dedi ki: "Sizin icin Rabbimden ilerde bagıslanma dileyecegim. Suphesiz o cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

99Yûsuf Suresi, 99. Ayet

فَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَىٰ یُوسُفَ ءَاوَىٰۤ إِلَیۡهِ أَبَوَیۡهِ وَقَالَ ٱدۡخُلُوا۟ مِصۡرَ إِن شَاۤءَ ٱللَّهُ ءَامِنِینَ

Ne zaman ki, onlar Yusuf'un yanına vardılar, iste o zaman Yusuf anasını ve babasını kucakladı, yanına aldı ve "Buyurun Allah'ın dilemesiyle guven icinde Mısır'a girin" dedi

100Yûsuf Suresi, 100. Ayet

وَرَفَعَ أَبَوَیۡهِ عَلَى ٱلۡعَرۡشِ وَخَرُّوا۟ لَهُۥ سُجَّدࣰاۖ وَقَالَ یَـٰۤأَبَتِ هَـٰذَا تَأۡوِیلُ رُءۡیَـٰیَ مِن قَبۡلُ قَدۡ جَعَلَهَا رَبِّی حَقࣰّاۖ وَقَدۡ أَحۡسَنَ بِیۤ إِذۡ أَخۡرَجَنِی مِنَ ٱلسِّجۡنِ وَجَاۤءَ بِكُم مِّنَ ٱلۡبَدۡوِ مِنۢ بَعۡدِ أَن نَّزَغَ ٱلشَّیۡطَـٰنُ بَیۡنِی وَبَیۡنَ إِخۡوَتِیۤۚ إِنَّ رَبِّی لَطِیفࣱ لِّمَا یَشَاۤءُۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَلِیمُ ٱلۡحَكِیمُ

Anasıyla babasını yuksek bir taht uzerine oturttu ve hepsi birden Yusuf icin secdeye kapandılar. Bunun uzerine Yusuf dedi ki: "Iste bu durum, o ruyamın cıkmasıdır. Gercekten Rabbim onu hak ruya kıldı. Seytan benimle kardeslerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan cıkarmakla ve sizi colden getirmekle Rabbim bana hakikaten ihsan buyurdu. Dogrusu Rabbim diledigine lutfunu ihsan eder. Suphesiz O, her seyi bilir, hukum ve hikmet sahibidir

101Yûsuf Suresi, 101. Ayet

۞ رَبِّ قَدۡ ءَاتَیۡتَنِی مِنَ ٱلۡمُلۡكِ وَعَلَّمۡتَنِی مِن تَأۡوِیلِ ٱلۡأَحَادِیثِۚ فَاطِرَ ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضِ أَنتَ وَلِیِّۦ فِی ٱلدُّنۡیَا وَٱلۡـَٔاخِرَةِۖ تَوَفَّنِی مُسۡلِمࣰا وَأَلۡحِقۡنِی بِٱلصَّـٰلِحِینَ

Ey Rabbim! Sen bana dunya mulkunden nasip verdin ve bana ruyaların tabirinden bir ilim ogrettin. Ey gokleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim canımı musluman olarak al ve beni salih kulların arasına kat!" {*} Hasılı, ne zamanki, Yusuf'a vardılar, yani Yusuf'un daha once kardeslerine tenbih edip istedigi gibi, basta babaları olmak uzere butun aile bireyleri topluca Mısır'a gelip Yusuf'un yanına vardılar. Rivayet olunur ki, Yusuf ve Melik, yanlarında dort bin asker, birtakım devlet adamları ve Mısır halkından cok sayıda insan, gelen kafileyi karsılamaya cıkmıslardı. Yakub Aleyhisselam, oglu Yahuda'ya dayanarak yuruyordu, karsıdan gelen kafileye ve atlılara bakıp, "Ey Yahuda, su karsıdaki adam Mısır'ın Firavun'u mu?" diye sordu. O da "Hayır, Firavun degil, oglun" dedi. Yaklastıkları zaman Yusuf'dan once Yakup selam verdi ve "Selam sana ey huzunleri gideren" dedi{*}ilh

102Yûsuf Suresi, 102. Ayet

ذَ ٰ⁠لِكَ مِنۡ أَنۢبَاۤءِ ٱلۡغَیۡبِ نُوحِیهِ إِلَیۡكَۖ وَمَا كُنتَ لَدَیۡهِمۡ إِذۡ أَجۡمَعُوۤا۟ أَمۡرَهُمۡ وَهُمۡ یَمۡكُرُونَ

Iste bu, sana vahiyle bildirdigimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar yapacaklarına karar verip mekir (oyun) yaparlarken sen yanlarında degildin

103Yûsuf Suresi, 103. Ayet

وَمَاۤ أَكۡثَرُ ٱلنَّاسِ وَلَوۡ حَرَصۡتَ بِمُؤۡمِنِینَ

Sen ne kadar siddetle arzulasan da, insanların cogu iman edecek degildir

104Yûsuf Suresi, 104. Ayet

وَمَا تَسۡـَٔلُهُمۡ عَلَیۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَـٰلَمِینَ

Buna karsılık onlardan herhangi bir ucret de istemiyorsun. O Kur'an, alemlere ancak bir oguttur

105Yûsuf Suresi, 105. Ayet

وَكَأَیِّن مِّنۡ ءَایَةࣲ فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضِ یَمُرُّونَ عَلَیۡهَا وَهُمۡ عَنۡهَا مُعۡرِضُونَ

Bununla beraber goklerde ve yerde ne kadar ayet var ki, onunla yuz yuze gelirler de yine de yuz cevirip gecerler

106Yûsuf Suresi, 106. Ayet

وَمَا یُؤۡمِنُ أَكۡثَرُهُم بِٱللَّهِ إِلَّا وَهُم مُّشۡرِكُونَ

Onların cogu sirk kosmadan Allah'a iman etmezler (imanlarına az cok bir sirk karıstırırlar)

107Yûsuf Suresi, 107. Ayet

أَفَأَمِنُوۤا۟ أَن تَأۡتِیَهُمۡ غَـٰشِیَةࣱ مِّنۡ عَذَابِ ٱللَّهِ أَوۡ تَأۡتِیَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغۡتَةࣰ وَهُمۡ لَا یَشۡعُرُونَ

Yoksa bunlar Allah'ın azabından hepsini saracak bir felaket gelmesinden veya farkında degillerken ansızın baslarına kıyametin kopuvermesinden guven icinde midirler

108Yûsuf Suresi, 108. Ayet

قُلۡ هَـٰذِهِۦ سَبِیلِیۤ أَدۡعُوۤا۟ إِلَى ٱللَّهِۚ عَلَىٰ بَصِیرَةٍ أَنَا۠ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِیۖ وَسُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ وَمَاۤ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِینَ

De ki: Iste benim yolum budur; basiret uzere Allah'a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar (iste boyleyiz). Ben Allah'ı tesbih ederim ve ben musriklerden degilim

109Yûsuf Suresi, 109. Ayet

وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ إِلَّا رِجَالࣰا نُّوحِیۤ إِلَیۡهِم مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡقُرَىٰۤۗ أَفَلَمۡ یَسِیرُوا۟ فِی ٱلۡأَرۡضِ فَیَنظُرُوا۟ كَیۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِینَ مِن قَبۡلِهِمۡۗ وَلَدَارُ ٱلۡـَٔاخِرَةِ خَیۡرࣱ لِّلَّذِینَ ٱتَّقَوۡا۟ۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Senden once gonderdigimiz peygamberler de o memleketlerin halkındandı, onlar da kendilerine vahiy verdigimiz birtakım erkeklerden baskası degillerdi. Simdi o yerlerde soyle bir gezip gormediler mi? Kendilerinden once gelip gecenlerin akıbetlerinin nasıl olduguna bir baksalar ya!... Elbette ahiret yurdu muttakiler icin daha hayırlıdır. Hala aklınızı basınıza toplamayacak mısınız

110Yûsuf Suresi, 110. Ayet

حَتَّىٰۤ إِذَا ٱسۡتَیۡـَٔسَ ٱلرُّسُلُ وَظَنُّوۤا۟ أَنَّهُمۡ قَدۡ كُذِبُوا۟ جَاۤءَهُمۡ نَصۡرُنَا فَنُجِّیَ مَن نَّشَاۤءُۖ وَلَا یُرَدُّ بَأۡسُنَا عَنِ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡمُجۡرِمِینَ

Nihayet peygamberleri (onların iman etmelerinden) umit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalancı durumuna dustuklerini sanınca, onlara yardımımız geldi, yetisti; dilediklerimiz kurtarıldı. Suclular toplulugundan bizim azabımız geri cevrilemez

111Yûsuf Suresi, 111. Ayet

لَقَدۡ كَانَ فِی قَصَصِهِمۡ عِبۡرَةࣱ لِّأُو۟لِی ٱلۡأَلۡبَـٰبِۗ مَا كَانَ حَدِیثࣰا یُفۡتَرَىٰ وَلَـٰكِن تَصۡدِیقَ ٱلَّذِی بَیۡنَ یَدَیۡهِ وَتَفۡصِیلَ كُلِّ شَیۡءࣲ وَهُدࣰى وَرَحۡمَةࣰ لِّقَوۡمࣲ یُؤۡمِنُونَ

Gercekten de onların kıssalarında ustun akıllılar icin bir ibret vardır. Bu Kur'an uydurulmus herhangi bir soz degildir. Lakin kendisinden once gelen kitapların tasdiki her seyin ayrıntılarıyla acıklayıcısı ve iman edecek bir kavim icin hidayet ve rahmettir

Hûd SuresiRa'd Suresi
Allah ve Kur'anİslama dair her şey...

Allah ve Kur'an Yolunda

Günlük ayet, hadis, namaz vakitleri, dini güncel haberler ve kapsamlı İslami içeriklerle manevi hayatınıza rehber oluyoruz. Doğru, tarafsız ve güvenilir bilgiler.

Kuran & İlim

  • Kuran-ı Kerim
  • Kuran Mealleri
  • Kuran Öğren
  • Elif Ba Alfabesi
  • Açıklamalı Tefsir
  • Hadis Kütüphanesi
  • Risale-i Nur Külliyatı

İbadet & Yaşam

  • Namaz Vakitleri
  • Kıble Bulucu (Pusula)
  • Dualar ve Zikirler
  • Dini Günler ve Takvim
  • Zekat Hesaplama
  • Sıkça Sorulan Sorular

Keşfet

  • Dini Bilgiler (Blog)
  • İslami Haberler
  • Dini Rüya Tabirleri
  • Kız Bebek İsimleri
  • Erkek Bebek İsimleri
  • İslami Tatil & Otel
  • Esmaül Hüsna
Sorumluluk Reddi: Bu sitede yer alan içerikler bilgilendirme amaçlıdır. Dini konularda kesin hüküm için Diyanet İşleri Başkanlığı'na veya ehil din alimlerine danışılması tavsiye edilir. Sitedeki bilgilerin kullanımından doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Gizlilik PolitikasıKullanım ŞartlarıÇerez Politikası
© 2026 Allah ve Kur'an. Tüm hakları saklıdır.